Çocuklugunda zaman
geçmek bilmezdi bugün zamanin sesini resmediyor.
Ayten SERIN
38 yildir resim yapan Figen Cebe, Beyoglundaki
C.A.M. Galeride açtigi altinci kisisel sergisinde notalari
zamanla bulusturuyor. "Zamanin Sesi" baslikli sergisinde
notalari ses degerlerinden bagimsiz olarak, estetik özellikleriyle
kullanan Cebe "Bes yasindan bu yana zaman kavrami üzerine
düsünüyorum, sergideki resimleri bu düsünceler biçimlendirdi"
diyor.
Soyutlamayla kendimi daha iyi anlatabiliyorum.
Bu teknik bile karakterimin bir tahlili olabilir diyor ressam
Figen Cebe sanatindan bahsederken. Cebenin ana temalari zaman
ve isik. Iki yil önce, Beyoglundaki C.A.M. Galeride açtigi
besinci kisisel sergisinde, saat parçalarindan esinlenerek yaptigi
kompozisyonlarla zamani maddelestirmeyi amaçliyordu.
Yeni sergisindeki 19 eserinin ana temasi yine
zaman ve isik. Ama bu kez müzik de isin içine girmis: "Ritim
ve melodi zamana bagli. Resimlerimde notalardan faydalandim
ama notalari kopyalamadim. Örnegin resimlerimde kirmizinin degisik
etkilerini kullanarak, renkle müzik yapma amacini tasidim. Notalarin,
müzikteki ses degerleri kadar, görsel kompozisyonlari da resme
çok uygun. Görsel deger tasiyan bir estetige sahipler. Aslinda
müzisyenlerin Böyle olmaz demesinden korkarak çalistim. Ama
ben müzisyen degilim, notalari serbest olarak kullandim.
"Sergide yer alan eserler üzerinde iki
senedir çalisan Cebe, eserlerinde sadece yagliboya kullanmis.
Siyah ve beyazin yani sira kirmiziya da çarpici sekilde yer
veriyor. Tuvalleri için genelde orta boyutlari seçmis: "Kullandigim
en genis boyutlar 1.10a 1.10 m. ya da 1.20ye 1.20 m. Benim
teknigim ile büyük boyutlarda çalismak çok zor. Hem büyük boyutlarda
boya hemen kurumaya basliyor ve hem de resmi çevire çevire yaptigim
için tuvali kavramak kolay olmuyor."
SANIYEMI HESAP ETMEK ZORUNDAYIM
Cebe günlük yasantisinda zamanla iliskisinin
çok planli oldugunu söylüyor: "Zamanimi neredeyse saniye
saniye hesap etmek zorundayim. Hayatimi programlamazsam belki
de bugün yaptigim hiçbir seyi yapamam. 38 seneden beri resim
yapiyorum, ayni zamanda Fransizca ögretmeniyim, resim dersleri
veriyorum, iki çocuk büyüttüm. Zaman kisitlamasi bende pozitif
bir stres yaratiyor. Böylece daha çok seyi yapabiliyorum.
"Ama çocuklugunda zamana yaklasimi farkliymis:
"Çocuklugumda zaman geçmek bilmiyordu. Sanki bitmez tükenmezdi.
O dönemde evlerde sadece radyo vardi. Çok fazla aktivite de
yoktu. Ilkokula baslayinca Ingilizce ve bale dersi aldim. Ama
bes yasindayken birçok konuda düsünüyordum. Düsündügüm konulardan
biri zaman, digeri dil yani Türkçeydi. Ikisi hayatimi dolduruyordu.
Küçük yaslarimda düsündüklerimi bugün resimlerimde kullaniyorum."
ABDDEN SERGI TEKLIFI
Figen Cebenin sanat hayati daha sonraki yillarda
tesadüfler sayesinde canlanmis. 11-17 yaslari arasinda Ankara
Devlet Güzel Sanatlar Galerisinden resim dersleri alirken dönemin
önemli sanatçilariyla tanismis: "Galeri Ankaranin sanat
merkezi gibiydi. Belli yasin üstündeki sanatçilar gelirdi. Birlikte
çayhanelere, bahçelere giderdik. Aralarinda en genç isimler
ben, ressam Turan Erol ve seramikçi Hamiye Çolakogluydu. Bu
dostluklar sayesinde sanata çok güzel kosullarda basladim.
"Cebe daha sonra uzun süre yurtdisinda
yasamis. Almanya, Yemen, ABD ve Isviçrede geçirdigi yillar
sanatina katkida bulunmus: "Özellikle Amerikada hem okudum,
hem de büyük isimlerle tanisma sansim oldu. Uçaga atlayip görmek
istedigim sergilere de gidiyordum. Amerikadaki iki galeriden
sergi teklifi aldigim halde, sponsor bulamadigim için gerçeklestiremedim.
"Cebe bugün kendini herhangi bir akima
yakin görmüyor. "Teknigim, benim tesadüfen buldugum özel
bir teknik, yaptigim islerde en çok dikkat ettigim nokta özgün
bir eser ortaya çikartmak, eserlerim için otoportreler de diyebilirim."
Cebe "Zamanin Sesi" sergisindeki resimlerin de yine
kendiyle ilgili bir nedenden, müzik sevgisinden kaynaklandigini
anlatiyor: " Uzun zamandir, neden bir enstrüman çalmadigimi
düsünüyorum. Iyi bir klasik ve caz dinleyicisiyim, operayi çok
severim. Her seyi tahlil etmeye çalisan bir yapim var, dinlediklerimi
anlamaya çalisiyorum. Bunlar müzige isinma hareketleri gibi,
eger biraz teorisini kavrarsam müzigi daha iyi anlamak amaciyla
bir enstrüman çalmak istiyorum. Piyanonun basina geçip tuslara
basinca notalar ile zaman arasindaki bagi rahatlikla görebiliyorsunuz.
Bu sergimdeki resimlerimi yaparken hiç düsünmedigim halde, bittiklerinde
Fransiz kompozitör Satienin ve Polonyali besteci Goreckinin
etkilerinin ortaya çiktigini hissettim.
"Cebenin Beyoglu Asmali Mescitteki C.A.M.de
süren sergisi 28 Subata kadar gezilebilir. Serginin genisletilmis
hali 21 Nisanda Ankarada Siyah Beyaz Sanat Galerisinde yer
alacak.