Milliyet, Subat 2006

Resimle nota yazmak

Ressam Cebe'nin yeni sergisi müzik ve zaman temali. Sanatçi, 'Zaman ve müzik birbirleriyle çok baglantili iki unsur. Notalardaki dengeyi ve estetigi kompozisyonlara çevirmeyi amaçladim' diyor

Asli Onat

Ressam Figen Cebe'nin "Zamanin Sesi - Müzik / Zaman" adli sergisi, 2 Subat'ta Contemporary Art Marketing (C.A.M) Galeri'de açildi. Cebe, daha önce zaman ve isik kavramlarini ele aldigi eserlerinin devamini bu kez müzik temasiyla getiriyor.

"Hep seslerin sifrelerini çözmeye çalistim" diyen Cebe'nin tablolarinda "zaman", bazen yalniz bazen de gruplar halinde büyüklü küçüklü notalar olarak çikiyor karsimiza. Resimlerine puslu firça dokunuslariyla zaman ögesini katan Cebe'nin kompozisyonlarinda dinamizm göze çarpiyor.

Zaman ve isik konulu yapitlarinizi müzik temasiyla sürdürme fikri nereden dogdu?

Çok iyi bir müzik dinleyicisiyim. Özellikle caz ve klasik müzige çok düskünüm. Bu kadar zamandir müzik dinleyip hiçbir alet çalmamis olmam, bende bu konuyla ilgili bir disavurum ihtiyaci yaratti. "Neden bir gün de, su müzik aletini çalsam demedim" diye düsündüm. Önce tamamen naif olarak notalara bakip o simgeleri anlamaya çalistim. Resmi kullanarak isitselligi görsellige dönüstürdüm. Ama aslinda kendi özel merakimi tatmin etmekti amacim. Mesele, "Simdi de müzikle ilgileneyim" degildi.

Ayrica ana temalarima da uyan bir yönü vardi konunun. Zaman ve müzik birbirleriyle çok baglantili iki unsur. Bu resimler, devami gelecek bir serinin ilk ürünleri. Notalardaki dengeyi ve estetigi kompozisyonlara çevirmeyi amaçladim. Simdiye kadar bu konuda 42 tane yagliboya tablo yaptim. C.A.M'de bunlarin 19'u sergileniyor.

Nisanda Ankara'da

Neden tablolarinizin tamamini Istanbul'da göremiyoruz?

Çünkü sergiyi mekâna göre tasarlayip yerlestirdik. Nisan ayinda Ankara'daki Siyah Beyaz Sanat Galerisi'nde açacagim sergide, hem Siyah Beyaz için ayirdigim tablolari hem de nisan ayina kadar yapacagim çalismalar sonucu ortaya çikacak resimlerimi sergileyecegim.

Cage'in eserleri beyaz

Yalnizca siyah, kirmizi ve beyaz renklerini kullanmanizin özel bir nedeni var mi?

Önceki çalismalarimda koyu renkler vardi ama siyahi ilk kez bu seride kullandim. Notalari resmetmek için siyahin yani sira beyazi daha nötr ve sade oldugundan tercih ettim. En sevdigim müzik türlerini "beyaz" ve "kirmizi" olarak gruplandiriyorum.
Özellikle klasik müzigi ya da cazi resmetmeye çalismadim, öyle bir iddiam ve amacim yoktu. Oldukça karamsar, duygulara hitap eden besteler ya da yalin, zekâya hitap eden müzik türleri, John Cage, Henryk Gorecki gibi bestecilerin eserleri "beyaz" kapsamina giriyor benim için. Bu serideki resimleri yaparken daha çok Satie'yi düsündügümü hissediyorum. Astor Piazzola'nin tangolari gibi türler ise "kirmizi" kapsamina soktuklarimdan.

Müzikle ilgili kisilerin tablolariniza verecegi tepkileri merak ediyor musunuz?

Nota yazmiyorum, resim yapiyorum. Müzik notasi yazmak istesem tuvale degil nota kâgidina yazardim. Ayrica bazi tablolarda, var olmayan notalar yarattim. Bir müzisyen bana gelip de "Böyle bir nota yoktur" derse zaten öyle bir iddiam olmadigini söyleyecegim. Sadece o notalardan yola çikarak resimle müzik yazdim. Müzigi nasil dinlemek gerekiyorsa, bir yerde benim resimlerime de bakmak ve onlari dinlemek gerekiyor.

Özellikle porte yok

Notalari porte üzerinde degil, boslukta resmettiginizi görüyoruz. Tek tek notalarin seslerini yansitmak gibi bir kayginizin olmadigini söyleyebilir miyiz?

Evet, porte yok. Bunu özellikle tercih ettim. Çünkü onu koydugum anda anlam degisecek. Ama portelerin varliklari hissediliyor ayni zamanda. Bundan sonraki resimlerimde notalari daha da serbest kullanmayi düsünüyorum. O zaman serbest, spontane çizgiler, daha büyük imgeler devreye girecek ve farkli kompozisyonlar çikacak ortaya.

Renklerde bir degisiklik olacak mi?

Gene beyaz ve kirmizi renklerini düsünüyorum ama belli olmaz; mavi ya da sari da kullanmak isteyebilirim. Renklerin hepsini ayri ayri seviyorum.

Sergi, 28 Subat'a kadar görülebilir.
C.A.M Galeri (0212) 245 79 75



Hürriyet : 11 Subat 2006

Çocuklugunda zaman geçmek bilmezdi bugün zamanin sesini resmediyor.

Ayten SERIN

38 yildir resim yapan Figen Cebe, Beyoglu’ndaki C.A.M. Galeri’de açtigi altinci kisisel sergisinde notalari zamanla bulusturuyor. "Zamanin Sesi" baslikli sergisinde notalari ses degerlerinden bagimsiz olarak, estetik özellikleriyle kullanan Cebe "Bes yasindan bu yana zaman kavrami üzerine düsünüyorum, sergideki resimleri bu düsünceler biçimlendirdi" diyor.

’Soyutlamayla kendimi daha iyi anlatabiliyorum. Bu teknik bile karakterimin bir tahlili olabilir’ diyor ressam Figen Cebe sanatindan bahsederken. Cebe’nin ana temalari zaman ve isik. Iki yil önce, Beyoglu’ndaki C.A.M. Galeri’de açtigi besinci kisisel sergisinde, saat parçalarindan esinlenerek yaptigi kompozisyonlarla zamani maddelestirmeyi amaçliyordu.

Yeni sergisindeki 19 eserinin ana temasi yine zaman ve isik. Ama bu kez müzik de isin içine girmis: "Ritim ve melodi zamana bagli. Resimlerimde notalardan faydalandim ama notalari kopyalamadim. Örnegin resimlerimde kirmizinin degisik etkilerini kullanarak, renkle müzik yapma amacini tasidim. Notalarin, müzikteki ses degerleri kadar, görsel kompozisyonlari da resme çok uygun. Görsel deger tasiyan bir estetige sahipler. Aslinda müzisyenlerin ’Böyle olmaz’ demesinden korkarak çalistim. Ama ben müzisyen degilim, notalari serbest olarak kullandim.

"Sergide yer alan eserler üzerinde iki senedir çalisan Cebe, eserlerinde sadece yagliboya kullanmis. Siyah ve beyazin yani sira kirmiziya da çarpici sekilde yer veriyor. Tuvalleri için genelde orta boyutlari seçmis: "Kullandigim en genis boyutlar 1.10’a 1.10 m. ya da 1.20’ye 1.20 m. Benim teknigim ile büyük boyutlarda çalismak çok zor. Hem büyük boyutlarda boya hemen kurumaya basliyor ve hem de resmi çevire çevire yaptigim için tuvali kavramak kolay olmuyor."

SANIYEMI HESAP ETMEK ZORUNDAYIM

Cebe günlük yasantisinda zamanla iliskisinin çok planli oldugunu söylüyor: "Zamanimi neredeyse saniye saniye hesap etmek zorundayim. Hayatimi programlamazsam belki de bugün yaptigim hiçbir seyi yapamam. 38 seneden beri resim yapiyorum, ayni zamanda Fransizca ögretmeniyim, resim dersleri veriyorum, iki çocuk büyüttüm. Zaman kisitlamasi bende pozitif bir stres yaratiyor. Böylece daha çok seyi yapabiliyorum.

"Ama çocuklugunda zamana yaklasimi farkliymis: "Çocuklugumda zaman geçmek bilmiyordu. Sanki bitmez tükenmezdi. O dönemde evlerde sadece radyo vardi. Çok fazla aktivite de yoktu. Ilkokula baslayinca Ingilizce ve bale dersi aldim. Ama bes yasindayken birçok konuda düsünüyordum. Düsündügüm konulardan biri zaman, digeri dil yani Türkçe’ydi. Ikisi hayatimi dolduruyordu. Küçük yaslarimda düsündüklerimi bugün resimlerimde kullaniyorum."

ABD’DEN SERGI TEKLIFI

Figen Cebe’nin sanat hayati daha sonraki yillarda tesadüfler sayesinde canlanmis. 11-17 yaslari arasinda Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nden resim dersleri alirken dönemin önemli sanatçilariyla tanismis: "Galeri Ankara’nin sanat merkezi gibiydi. Belli yasin üstündeki sanatçilar gelirdi. Birlikte çayhanelere, bahçelere giderdik. Aralarinda en genç isimler ben, ressam Turan Erol ve seramikçi Hamiye Çolakoglu’ydu. Bu dostluklar sayesinde sanata çok güzel kosullarda basladim.

"Cebe daha sonra uzun süre yurtdisinda yasamis. Almanya, Yemen, ABD ve Isviçre’de geçirdigi yillar sanatina katkida bulunmus: "Özellikle Amerika’da hem okudum, hem de büyük isimlerle tanisma sansim oldu. Uçaga atlayip görmek istedigim sergilere de gidiyordum. Amerika’daki iki galeriden sergi teklifi aldigim halde, sponsor bulamadigim için gerçeklestiremedim.

"Cebe bugün kendini herhangi bir akima yakin görmüyor. "Teknigim, benim tesadüfen buldugum özel bir teknik, yaptigim islerde en çok dikkat ettigim nokta özgün bir eser ortaya çikartmak, eserlerim için otoportreler de diyebilirim." Cebe "Zamanin Sesi" sergisindeki resimlerin de yine kendiyle ilgili bir nedenden, müzik sevgisinden kaynaklandigini anlatiyor: " Uzun zamandir, neden bir enstrüman çalmadigimi düsünüyorum. Iyi bir klasik ve caz dinleyicisiyim, operayi çok severim. Her seyi tahlil etmeye çalisan bir yapim var, dinlediklerimi anlamaya çalisiyorum. Bunlar müzige isinma hareketleri gibi, eger biraz teorisini kavrarsam müzigi daha iyi anlamak amaciyla bir enstrüman çalmak istiyorum. Piyanonun basina geçip tuslara basinca notalar ile zaman arasindaki bagi rahatlikla görebiliyorsunuz. Bu sergimdeki resimlerimi yaparken hiç düsünmedigim halde, bittiklerinde Fransiz kompozitör Satie’nin ve Polonyali besteci Gorecki’nin etkilerinin ortaya çiktigini hissettim.

"Cebe’nin Beyoglu Asmali Mescit’teki C.A.M.’de süren sergisi 28 Subat’a kadar gezilebilir. Serginin genisletilmis hali 21 Nisan’da Ankara’da Siyah Beyaz Sanat Galerisi’nde yer alacak.