I
Gövdemde sakladığım
Soğuk yıldız
Senin için
Sesin rüzgâr
Ellerin uyku
Aynı güneş
İkimizi de ısıtan.
II
Dinledim denizi
Toprağa girdim
Suyun çizdiği kalbim.
III
Yumuşaklığı ver
Gecenin saçak uçlarını
Ayaz sürüklüyor
Göçmen kuşları
Yel eğiyor
Beni sana.
sayfanın
başlangıcına dön
I
bir kertenkele,
kuyruksuz ve uyuşuk
...kıvrılıyor, su...
II
yaprak düşüyor,
kalbimi tutuyorum.
Eylül: bir kadın?
III
yüzümde
sokaklar
veremediğim papatyalar gibi...
IV
bu ne gürültü.
tırtıllar, kuşlar
düşünüyoruz.
V
yoruyor
düşünmek
kayan yıldızın adını.
VI
göğe eğilmiş
dilenciler,
uyuşan ağaçlarla.
VII
ardımda kayalar
dağın
omuzları.
VIII
çizgiler, diyor ırmak
rüzgârın alnıma
bıraktığı tuğra.
sayfanın
başlangıcına dön
I.
Kayaların geleneğine benziyor sözlerin
Yaklaştıkça sana, sokağından geçtikçe
Yağmur, azarlanmış bir serseriydi seni öptüğümde
Kestane topluyordu olmayan abim / bana, kendisi için
Ve bulanık tren sesleri.
Gizli bir yamaydı gülüşün.
II.
O taşlaşmış öpücük.
Kalbim yavaş, karada bir kayık kadar
Sorar gizlice: sizin suskunluğunuzu anneniz mi örmüştü?
Beklediğin nedir bana anlat, bahset koynundaki ihtimalden,
Ah, ağzınla sevişen bardaklar!,
Bak bir gün daha bitiyor.
sayfanın
başlangıcına dön
I
Sesi soğuk
Rüzgârda çamaşır ipi bedeni
İsteksiz
Ve akşama doğru
II
Gelmek ellerimle
İri bulutlardan bir özlem
Vazoda ağaç
Ve parkelerin oyunu
Çınlayan gövdesi aşkın
III
Her şey isteğin susuşuna dönüştü
sayfanın
başlangıcına dön
I
güneş
bırakıyor gülüşünü
üzerinde, taşın
II
sadece bir yol
şu tarlakuşları-
ince bir gecede
III
sis, -geride kaldı
çeviriyor yüzünü:
bir pencere gibi
IV
bitti, diyor
donan karınca.
kış!
V
evet-
terk edilmiş bir çiçek
yola çıkmak.
sayfanın
başlangıcına dön
I. Anımsayış
Bulutun karnı,
Güçlü bir rüzgârla geriliyor
Bir çanın düzensiz sesi,
Duyuluyor uzaktan
Ansızın bir kılıç: kıvrandırıyor
Şimşeği
Sesin karşılaştığı yerde:
İstekli tarlalar
Çıplak kayalar,
Kibirle geri çeviriyor suyu.
II. Göz
Kavaklar, telgraf direkleri
Cırcırböceği,
Hiç susmuyor
Zeytin ağacı
Ezik otlarla
Sinsi
Her şey
Ve ardıç kuşu:
Bir konuşmayı
Dinler gibi
Çok uzakta insanlar
Som dikenler sarayı
Acı:
Toprakta
Ve yüzünde yol bekçisinin.
III. Anlamak
Kaygı:
Ağırlığı ırmağın
Güneş,
Batmak üzere
Kuş, yuvasını deriyor
Bir gömüt:
Karanlığın gergin dokusu
Yiten gölgeler,
Kuşları ölümsüzleştiren yel
Sis,
Saklıyor yüreksiz yüzünü
Sabırlı nesneler
Yazgının inceliği.
IV. Kül ve Ateş
Ölülerimiz,
Gözçukurlarında
Renklerin olgunluğu
Sıyrılır gibi bir utançtan
Orada öyle durmadalar
...sonsuz bir bakışın yansıması
Düzensiz bir ses
Güvercinli bir el
Gizli bir uyum
Büyüyen bir evren ağızlarında.
sayfanın
başlangıcına dön
Uçuşan yaprak
Derinde
Uyuyan yara
Oynak kanat
Terk edilmiş
Komşu evler
Kaçtığım böcek
Düş kırığı bahçe
Ansızın bırakan
Eli babamın
Duman ve melek
Eskiyen kaygı
Ah
Dokunamadığım
Şubatın kılıcı.
sayfanın
başlangıcına dön
Mustafa
Köz'e
I
Diri çiçekler,
Issızlık,
Tellere asılı gökyüzü...
Işığın diliyle
Vedalaşıyor sokak.
II
Böcekler yer değiştiriyor
İnceliyor uykumuz
Rüzgâr soruyor çalılıklara
-Kargalar nerede?
III
Gerçeğin şarabını içirir;
Karnındaki tapınağa
Sevgilim deyip uzandığın,
Bahar.
IV
Süzülüp yazın ellerinden
Yere düşer ilk damla
Soyunursan
Karşımdaysan
Dalıyla hesaplaşan
Aceleci incir.
V
Bukleleri sonbaharın,
Sana benzeyen
İnce sarmaşık
Nerede bekleyelim seninle
Bu kış uzun sürecek.
sayfanın
başlangıcına dön
O gece evimizi su basmıştı
Annem ve babam yavaşça suya dokunmuşlardı
-Başka farkındalıklar arıyordum-
Uyku yavaşça soyunurken babamın ruhunda
Bir liman bir haritaya gömülüyordu.
Annemin belinde kara bir pavurya gibi dolanan fıtık
Babamı ilk, öldüğünde öpen beyazlık
Eskiyen bir günü cebime sığdırıyor.
Hep izlerdim babamı, gömülürken içine sünger yatağın
Yatak mı, babam mıydı eriyen?
Kolonyalı pamukla yüzünü silerken, elimizde kalan dudağı...
Oysa ilk kendi kanım bayıltmıştı beni...
sayfanın
başlangıcına dön