bırakıp gitmeleri
de al giderken
galonları, mahzenleri, serin şadırvanları
uykuda konuşur gibi söven fahişeleri
al en beyaz çıplaklığını kitap aralarından
kaçır koltuk altlarının o çağla kokusunu
kaldırıp kum göçünü kaskatı yatağımdan
yolların bittiği yere götür gözyaşı ordusunu
çiselemezdi belki
seni ıslatan yağmur
bindiğin o beyaz vapurlara binmezdim
güvertelere bir bir düşmeseydi martılar
-ihtimal, geçtiler bir an alnının tüneğinden-
kaldırıp yerden kokladım herbirini
ah o ılık ter tadı dudaklarıma değen
bırakıp gitmeleri
de al giderken
günahkar kenti de götür mavnalarıyla
bilgiç amfileri de al hünerli fabrikaları da
güneşten kopmuş gibi hâlâ sıcak bak
saçlarından seken o yorgun rüzgar
polat tutkuları da al oldu olacak
sen böyle sarsılarak
yarım kalmazdın sevişlerde
makiler yandıkça sıcaktın
kar yağdıkça meşeler kanadıkça
sen böyle vurmazdın kırlangıçları bensizliğe
istim salmazdı seni almazdı gardan trenler
susmasaydın totem totem deltasında vur emrinin
saçları zencefil kokmazdı gerilla ölülerinin
bırakıp gitmeleri
de al giderken
erksiz fetişleri de al cenevizli tacirleri sabahla
sök beynimin izleğinden sana ait ne varsa
cenup korsanlarını da al, paralı askerleri de
zul'ü de al zulmü de al birşey bırakma
git kirlet dudaklarını frengi öpüşlerle
bu benim son ölümüm, unutma