duvara fırlatılmış
bir göz yüreğim
çivit rengi
bir saldır kirpikleri
zincirinden kopup giden
azgın suların
yağmursuz damarında
bir adam
son nefesi gibi
bir ışıldağın
yağmura düşüyor
yelesinden
depremli bir atın
kan sarmaşık toprak
acıdan bin kat sırsıklam
başında kavak yelleri kan
bir kadın
geminin yardığı sularda yanan
korlaşmış titremesiyle
köpürtüyor sevgi ışığını
bin büklüm memesiyle
kömür kanatlarının
kartal bakışlı yüreği
atlasına açılıyor sevginin
duvara fırlatılmış
bir göz yüreğim
son nefesi uçan
bir gül rengi
arının ağzındaki
bir çiçek
bulutların depremine hasret
susuz bir yağmur alevi gibi
hücresine düşüyor
bir kovan
yüreğim
kanım delisi güneşin
arısı
depremli atı
akıp uçmakta
koşup düşmekte
bal köpükler saçarak kanı
iki elimde başım
karşı duvarda gözüm
bir çekirdek depremi
zincirleme
karıncalar
nalların üstünde
namlunun gözündeki
karanfil rengi
yüreğim