şiir çevirisi üzerine : asalet erten : 20112001  
 

 

Özet

Şiir çevirisi edebi türler içinde çevirmeni en çok uğraştıran alandır. Şiirin kendine özgü dili, yapısı ve biçimi vardır. Bu nedenle şiir çevirmeyi bir başka şiir yazmak olarak kabul eden bazı kuramcılar ve şairler şiir çevirisine karşı çıkmaktadırlar. Öte yanda Holmes gibi bazı kuramcılar da çevrilen şiiri 'üst şiir' çevirmeni de eleştirel analizleri ve şiir bilgisinden dolayı 'üst şair' olarak kabul etmektedir. Ranka Kuic'e göre şiir çevirmeninin ayrıca geçmesi gereken şu aşamalar vardır:

i) Hazırlık ya da araştırma safhası
ii) Özdeşleşme ya da aktörün safhası
iii)Yaratıcı safha
iv) Eleştirel safha

Anahtar sözcükler: üst şiir, üst şair, zaman aşımı faktörü, tarihselleştirme çevirisi, eşzamanlı süreç, tarihselleştirme çevirisi, eşzamanlı süreç, modernleştirme çevirisi, yaratıcı çeviri.

Abstract

Translating poetry is the hardest among the literary types. Poetry has got its own language, structure and style. Therefore, some translation theorists and poets who consider translating poetry as writing another poem are against translating poetry. On the other hand, some theoreticians like Holmes accept the translated poem as 'meta poem' and the translator as 'meta poet' because of his critical analysis and knowledge of poetry. To Ranka Kuic the translator of poetry has to pass through these stages too:

i) Preparation or the research stage
ii) Identification or the actor's stage
iii) Creative stage
iv) Critical stage

Key words: meta poem, meta poet, cross - temporal factor, historicizing translation, synchronic process, modernizing translation, creative translation.

Giriş

Yazınsal türler içinde şiirin ayrı bir yeri ve de ayrı bir özelliği vardır. Bu özellik onun yapısından ve dilinden kaynaklanır. Bu yüzden de okurdan değişik bir donanım ve değişik bir yaklaşım gerektirir.

Her çağ kendi şiirini yaratır. Ancak şiirin dil içinde de özel bir dile sahip olduğu, bir başka deyişle bu dilin özel bir kullanım biçimi olduğu gerçeği de değişmemiştir. Hatta yazın tarihçileri, eleştirmenler ve kimi kuramcılara göre tüm yazınsal türler şiirden doğmuştur çünkü insan günlük konuşma diline büyülü bir anlam yüklemeyi, günlük konuşma dilini yüceltmeyi gerçekleştirmesiyle ilk şiiri yaratmıştır. Bu demektir ki şiir bilgi aktarmak için yazılmaz. Şiirin aktardığı şey yaşantıdır. Duygular, imgeler, düşler, özlemler bu yaşantıyı anlatır. Şairin okuyucusu için yarattığı ve yine onunla paylaşacağı bir yaşantıdır şiirde anlatılan.

Ayrıca şiirin kendine özgü bir söylemi de vardır. Şairler sözcükleri seçip kullanırken onların ses ve anlam değerini, çağrışım gücünü, duygu yükünü göz önünde bulundururlar. Bunun yanısıra seçtikleri sözcükleri yan yana getirip dizeleri oluştururken alışılmışın dışına çıkabilirler. Bu demektir ki biçimle içerik birbirinden kolayca ayrılamaz. Hem içerik kendi biçimini, hem de biçim de kendi içeriğini yaratır bir bakıma. Biçim, sözcük ve sözcük öbeklerinin yan yana gelişlerinde oluşturdukları kalıba verilen addır. Bu biçimin taşıdığı duygu düşünce ve öz de içeriğe verilen addır. Bunlar bir bütünlük oluşturdukları için birbirinden ayrılmazlar (Özdemir 1995: 163).

Şiir Çevirisi ve Sorunları

Şiiri, roman, öykü ve tiyatrodan farklılaştıran özellikleri yüzünden yazın çevirisi açısından da şiir çevirileri bir farklılık gerektirmektedir. Şiir çevirmeyi bir başka şiir yazmak olarak kabul eden bazı kuramcılar ve şairler bu yüzden şiir çevirisine karşı çıkmaktadırlar. Bu yüzden şiirin çevrilmezliği üzerine çok şey söylenmiştir.

Mallarmé ve Paul Valery şiirin bir yabancı dile çevrilemeyeceğini, en küçük bir değişikliğin, bir yer değiştirmenin şiiri şiir olmaktan çıkaracağını ileri sürmüşlerdir. Onlara göre şiir kendi dilinde düz yazıya bile çevrilemez (Rifat 1981:47).

Mallarmé ve Paul Valery'e Ahmet Haşim, e.e. cummings ve Robert Frost da katılmakta kendi dilinde bile açıklanmaya gelmeyen şiirin bir başka dilde yaşaması, bir başka dile çevrilmesi olanaksızdır demektedirler. Aslında onlar bu sözleri kendi şiirlerini düşünerek söylemişlerdir. Dahası onlara göre çevrilemeyen deyiş ve söyleyiş biçimi ve anlam ötesidir.

Önce anlamı ele alırsak, şiirde anlam herşey demek değildir. Anlamın çevrilmesi şiirin çevrilebileceğinin ifadesi değildir çünkü şiirde anlam herşey demek değildir. Sadece anlamı çevirmek şiirin konusunu ortaya koyar. Esas sorun şiirin anlatış biçiminden kaynaklanır. Ayrıca anlatış biçimi biçem de değildir çünkü anlatış biçimi şiirin yapısı ile ilgilidir ve o şiire özgüdür ve de her şiirin anlatış biçimi ayrıdır çünkü şairine özgüdür.

Anlam, anlatış biçimi ayrıca şiirin yapısını belirler. Bu yüzden çeviride aktarılamayan bu yapıdır. Bir başka deyişle öz ve biçim buradan kaynaklanır. Şairin yaratıcılığını belirleyen bunlardır. Şiir de yaratıcısına özgü olduğu için aktarılma zorluğu çıkarmaktadır.

Aslında şiir çevirebilmek için şair olmak gerekir sözüne önem vermek gerekir. Öyleyse bazı şairlerin aynı zamanda şiir çevirmenleri olmaları bunun göstergesi olabilir. Örneğin W. H. Auden, Edgar Allan Poe, Ezra Pound, Robert Lowell, Baudelaire, Nerval şiir çevirisi yapmışlardır. Türk yazınında ise Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat kendi dillerini, şiir yapılarının özelliklerini çevirdikleri şiirlere uygulamışlardır. Melih Cevdet Anday'ın şiirlerinden, Annabell Lee çevirisi gibi. Fakat bu şiirlerin çevirilerine onların şiirleri gibi bakmak gerekmiştir. Ya da şiir çevirilerinde kendi diline, kendi anlayışına en yakın şiirleri seçen şairler vardır. Örneğin Oktay Rıfat, Jacques Prevert ve Aragon'un şiirlerini bu gözle görmüşdür.

Çevirmen şair bile olsa hedef dili, o dilin yapısını ve şiirini iyi bilmelidir. Bir bakıma çevirmen çeviri yaptığı süre boyunca karar alıp, karar vermek zorundadır. Hatta şair bile olsa zaman zaman yanlış karar alıp, verebilir. Tabii bütün bunlar şair olmayan şiir çevirmenleri şiirleri iyi çevirebilmeyebilirler, hata da yapsalar affedilebilirler demek değildir. Şiir çevirisi yapan çevirmenlerin donanımı nasıl olmalıdır ki şiir çevirisinin güçlüklerini göz önüne alarak bu işin üstesinden gelmelidirler.

Öncelikle çevirmen şiir okumayı bilmelidir. Hem şiir çevirisi yapan, hem de şiir yazan Yusuf Eradam'a göre bu da şiir bilgisine sahip olmayı gerektirir. Yanlış okunan ve yanlış anlaşılan şiir daha ilk baştan okuyucuyu yanıltacaktır. Çevirmen şiirin dil türünü, dil geleneğini, tarihini, kültürel geçmişini, yazın geleneğini, toplumun durumunu bilmelidir. Ayrıca şiirin konusu, biçimi, ve şairi de iyi bilinmelidir (1993:15).

Şiir çevirmeninde bulunması gereken donanımı ise eleştirmen ve şair olarak değerlendirmektedir James Holmes. Bu görüşe göre şiir çevirmeni eleştirmen gibi şiirin özelliklerini anlamaya çalışacak, şairin diğer eserlerini, kaynak kültürün yazınsal geleneklerini ve ifade tarzını araştıracaktır. Şair olarak ise kendi yaratıcı gücünü ortaya koymaya çalışarak hedef kültürün yazınsal geleneklerini, ifade tarzını şiir olarak üretecektir. Aslında eleştirel analizleri ile eleştirmenden, nazım türü için hazırladığı materyalden de şair olarak farklılık gösterecektir (Holmes 1988:11). Holmes'un bu bağlamda şair olarak algıladığı kişi üst şairdir (meta poet) ve de çeviri şiir de üst şiir (meta poem) olur bu durumda. Üst şiir ve üst şair kavramları James Holmes'a ait olmakla birlikte daha önce Roland Barthes 'metalanguage' terimini üst dil için kullanmıştır. Ve ayrıca üst dile ikinci dil demektedir Barthes (1988:23). Aslında üstşair iki yöne giden karmaşık bir ilişkiler yumağı içindedir. Kendi dilindeki özgün şiir o dilin şiirsel geleneğine bağlıdır. Üst şiir ise eğer başarılı ise hedef dilin şiirsel geleneğine bağlıdır. Bir şema ile göstermek gerekirse (Holmes 1988:23).

Kaynak dil
Hedef dil
Şiirsel gelenek
şiirsel gelenek
dünya >
şiir >
üst şair

Bu şemaya göre sorun üst şiiri meydana getirirken seçilen en uygun nazım şekli ne olmalıdır seçimidir. Bu konuda çeviri eleştirmenleri aynı fikire varamamış ortaya dört görüş çıkmıştır:

1. Şiir düzyazıya çevrilmelidir.
2. Şiir nazıma çevrilmelidir çünkü düzyazıda esası kaybolur.
3. Şiir özgün şiirin biçimine çevrilmelidir.
4. Şiir nazımdan nazıma çevrilmelidir (Holmes 1988:25).

Bu seçenekler içinde sadece bir tanesi şiirin düz yazıya çevrilmesi ile ilgilidir. Aslında bu pek tercih edilen bir seçenek değildir ama şunu da unutmamak gerekir ki Homeros yabancı dillere çoğunlukla düzyazı ile çevrilmiştir.

Bir başka görüş de şiir çevirilerinde zaman aşımı faktörünün (cross - temporal factor) göz önüne alınmasıdır. Çevirmenler bu durumu daha ziyade eş zamanlı süreç (synchronic process) olarak gördüklerinden daha önemli sorunlar üzerinde durmuşlardır (Holmes 1988:35). Burada sorun şiirler bir başka dilde yazıldıkları için değil ama bir başka zamanda yazıldıkları için kaynaklanmaktadır.

Aslında zaman aşımı ile ilgili sorunlar sadece dilbilimsel değil ama ayrıca sosyo - kültürel ve yazın gelenekleri ile de ilgilidir. Dilbilimsel düzeyde çözüm için çevirmen şiirin yazıldığı dil ve kullanılan lehçeye dikkat etmelidir. Bunu çevirisinde yansıtıp yansıtmama için bir seçim yapmalıdır. Sosyo - kültürel düzeye gelince, bu durumda işin içine söz sanatları girmektedir. Örneğin, imgeler zamana karşı yarışmaktadırlar. Ortaçağdaki insan imajı ile bugünkü insan arasında çok fark vardır. Ortaçağın korkusuz şövalyelerinin yerini bugün eğer işadamı ise sürekli iş yetiştirmeye çalışıp sürekli teknolojik avantajlardan yararlanan bir insan düşünülebilinir. Bütün bu durumlarda çevirmen kaynak şiiri hedef dile aktarırken hep kararlar alıp vermekle uğraşacaktır. Aslında her bir şiirde yapılan seçim kaynak şiirin kendine özgü özelliklerini korumak için bir çabadır hatta bu durum tarihsel olarak değerlendirilir ve bu yaklaşıma tarihselleştirme çevirisi (historicizing translation) denir (Holmes 1988:37).

Şiirde zaman ve zaman aşımı sorun yaratabilirken şiirin sesi de çevirmeni zorlayabilmektedir. Dizelerin hem kendi içinde hem de kıtalar ya da beyitlerin kendi içinde ve de şiirin bütünündeki ses düzenine dikkat edilmelidir. Çevirisi bazan olanaksız olan bu ses yapısının yeniden yaratılmasına çalışılmalıdır eğer olabiliyorsa.

Şiirin sesinden sonra şiirin dil özellikleri de çevirmeni zorlayabilir. Dil ya da söz oyunları, söz sanatları dilin kendine özgü deyimleri de bu gruba girer. Bazan tek bir söz oyununa dayalı şiirler eğer çevrilemiyorlarsa çevrilemezliğin örneği olurlar çünkü çevrildiklerinde hedef dilde aynı etkiyi yaratamamaktadırlar.

Şiir çevirmenleri bazan bir eşdeğerlik bulabilmek için çevirilerinde tek bir konu üzerinde durabilirler. Örneğin, kaynak ve hedef dildeki şiirlerin iletişimi sağlamaları yeterli diye düşünebilirler. André Lefevere "şiir çevirirken yedi strateji ve bir şablon" (Translating Poetry: Seven Strategies and a Blueprint) adlı kitabında şiir çevirisi yapan çevirmenlerin çevirdikleri şiirlerin sadece bir özelliğini yani sadece iletişimi ön plana çıkarıp çeviri yaptıklarına işaret etmiş ve bu durumun düzeltilmesi için yedi değişik şiir stratejisinden bahsetmiştir:

1- Sessel çeviri
2- Sözcüğü sözcüğüne çeviri
3- Koşuk çevirisi
4- Koşuğu düzyazılaştırarak yapılan çeviri
5- Uyak çevirisi
6- Uyaksız koşuk çevirisi
7- Uyaksız çeviri
(1975:95-104).

Öte yanda Ranka Kuic'e göre şiir çevirmeninin geçmesi gereken zorunlu aşamalar şunlardır:

1. Hazırlık ya da araştırma safhası
2. Özdeşleşme ya da aktörün safhası
3. Yaratıcı safha
4. Eleştirel safha
(1970:182).

Hazırlık safhası şiirin ve şairinin hayatının incelenmesi hatta uygun detayların bile toplanmasını gerektirir. Şairin şiirlerini yazarken yaşadığı duygu ve düşünceler çeviriye yardımcı olabilir. Bu aşamada çevirmen bir bilim adamı gibi zamanının büyük bir kısmını bu işe verir.

Özdeşleşme safhasında çevirmen duygu ve düşüncelerini şairin duygu ve düşünceleri ile özdeşleştirir. Bunu başarmak için çevirmenin şaire çok yakınlık duyması gerekir. Bu bir bakıma rolüyle özdeşleşen aktörün durumu gibidir.

Yaratıcı safha yeniden yaratma safhasıdır. Şiir çevirmeni kendini kaynak şiirin şairi ile özdeşleştirip onun ruh haline girdikten sonra sanki kendisi kendi dilinde bir şairmiş gibi kaynak şiirin anlamını ve sesini aklından geçirerek bir şiir üretir. Yeni bir eser ortaya çıktığı için kaynak şiir yeniden yaratılmış gibi olacaktır.

Eleştirel safha diğer safhalardan sonra biraz ara verilerek gerçekleştirilmelidir ki çevirmen şiirsel coşkusu azalınca yaptığı işi tarafsızca değerlendirebilsin. Böylece çevirmen kaynak şiirin anlamını ve sesini hedef dilin anlamıyla ve sesiyle karşılaştırır. Hedef dildeki çeviriyi hedef dilin bakış açısından inceler ve o dilde yazılmış gibi okunsun ister.

Yine Ranka Kuic'e göre şiir çevirmeni bu dört aşamadan başka üç tür sadakat kanunu (law of the three kinds of faithfullness) izleyecektir (1970:185):

a) Kaynak dilin anlamı
b) Kaynak dilin sesi
c) Hedef dilin ruhu

Eğer çevirmen bu dört aşamadan geçmemişse bu sadakat kanunu da izleyemeyecektir.

Anlaşılıyor ki kuramcıların da vurguladıkları gibi şiir çevirisi pek çok aşamadan geçen zorlu bir süreçtir. Bu nedenle şiir çevirisi çevirmenini uğraştırmaktadır. Kuramcıların sözünü ettikleri süreçlerden geçen çevirileri örneklemek için bazı şiir çevirilerini inceleyelim.

Yazınımızda şiir geleneğine yenilikler getiren Orhan Veli'nin bir şiirinin iki değişik çevirisini inceleyelim. Orhan Veli "Garip" akımı diye anılan bu akım ile gündelik yaşam ve sokaktaki insanın sorunlarını ele alır. Özgürlük isteği, yaşama sevinci, insan sevgisi gibi terimler belirginleşir şiirlerde.

Orhan Veli'nin kendini anlattığı fakat aslında sıradan insanlardan yola çıkarak duygularını dile getirdiği bir şiire örnek verelim:

Eskiler Alıyorum

Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum

Bir de rakı şişesinde balık olsam (Bezirci 1989: 158).

Bu şiirdeki kişi yoksul, basit bir hayat felsefesi olan bir insandır. Aslında bu şiir yoksulluklar içinde yaşayan bir insanın hayatını anlatır. Böyle bir insan daha iyi giysiler giyip daha iyi koşullarda yaşamak ister. Bu arada rakı da içmek ister. Şiirde anlatılan bu isteklerdir. Bir başka deyişle, Orhan Veli'nin yaşam felsefesinin anlatıldığı bir şiirdir bu.

Orhan Veli'nin bu şiiri İngilizceye Talat Sait Halman ve Murat Nemet - Nejat tarafından çevrilmiştir. Önce Halman'ın çevirisine göz gezdirelim

I Buy Old Things

I buy old things
To make them into stars.
If music be the food of life
I adore music.

I write poems
To swap them with old things
I swap old things for pieces of music.

I just wish I were a fish in a bottle of booze. (s:47)

Murat Nemet - Nejat'ın çevirisine gelince,

I Buy Old Clothes

I buy old clothes.
I buy old clothes and cut them into stars.
Music is the food of love.
I love music.

I write poetry.
I write poetry and buy old clothes.
I sell old clothes and buy music;

If I could also be a fish in a bottle of booze... (s.89).

İki çeviri karşılaştırıldığında ilk değişiklik şiirin başlığından başlamaktadır. Halman şiir çevirisine "I Buy Old Things" Nemet - Nejat ise "I Buy Old Clothes" başlığını vermiştir. Özgün şiirin başlığı ise "Eskiler Alıyorum" dur. Türk kültür ve geleneklerinde eski denince akla eski elbiseler gelir. Giyilmiş, ikinci el elbiseleri özellikle erkek elbiselerini satın alan eskiciler vardır. Bu kişiler elbiseleri satın alıp karşılığında az bir para verirler. Bu nedenle çevirmen Nemet - Nejat şiirin başlığını yorumlayarak eskiler sözcüğü yerine 'giysi' yani 'clothes' sözcüğünü koymuştur. Halman ise bir kısıtlama yapmayarak daha genel anlamda 'şeyler' yani 'things' sözcüğünü kullanmıştır.

Alıyorum, yapıyorum, bayılıyorum, yazıyorum sözcüklerinin kullanıldığı dizelerde bir kafiye ve ritim gözlemlenmektedir. Şimdiki zamanın kullanıldığı bu dizeler İngilizceye geniş zaman olarak çevrilmiş ve kafiye olan sözcüklerde de ancak her iki çevirmenin çevirilerinde de 's' sesi korunmuştur. Halman 'things', 'stars', 'music', Nemet - Nejat ise 'clothes', 'stars', 'music' sözcükleri ile hem kafiye yapmış hem de 's' sesini korumuştur.

Çevirmenlerce aynı fiil için kullanılan sözcüklerin seçimi de değişiktir. Örneğin bayılmak fiili için 'adore' ve 'love' kullanılmıştır. Yıldız yapmak için 'to make into stars' ve 'cut into stars'. Vermek fiili için 'swap' ve 'sell'. Her iki çevirmen de rakı için 'booze' sözcüğünü kullanmıştır.

İlk bakışta şiirin çevirisi sanki şiir düz yazıya çevriliyormuş havası vermektedir. Aslında şiirde yansıtılan konuşma tarzıdır ve bu tarz çeviride de yansıtılmıştır. Şiir sanki konuşuluyormuş gibi yazılmıştır.

Sonuç

Holmes'in deyimiyle bir üst şiir olan şiir çevirisi bir başka deyimle bir başka şiir olup çıkmıştır ortaya çünkü şiir çevirisi, çevirisiyle birlikte bir yorumlama sürecidir. İyi bir okuyucu konumunda olan çevirmenler olabildiğince şiiri iyi okuyarak yorumunu yapmışlar biçeme, söz oyunlarına ve özelliklerine dikkat ederek yeni şiiri ortaya çıkarmışlardır. Sözcüğü sözcüğüne çeviri yapılsa bile çevirmenler şiirin biçemini ve özelliklerini hissettirmektedirler. Bir başka deyişle Ranka Kuic'in kuramını da çevirmenler uygulamışlardır.

Şiir çevirilerinde hep şiirde yitip giden birşeylerin olduğu söylense de şiirin iç zenginliğine sığınarak yine de şiir çevirileri hep yapıla gelmiştir. Şiir bilgisinin ışığında çevirisi yapılacak şiir analiz edilip buna biraz da çevirmenin yaratıcılığı eklenince yazın çevirisi çerçevesinde şiir çevirisi de yerini almaktadır.

Kaynakça

Bezirci, Asım. (1983). Orhan Veli - Hayatı, Şairliği ve Seçme Şiirleri. İstanbul: Bilpa Yayınları.
Eradam, Yusuf. (1993). "Şiir Çevirisi Üzerine" Littera - Çeviri Özel Bölümü. Ankara: Karşı Yayınları. Cilt: 4. ss. 15 - 19.
Holmes, James S. (1988). "Poem and Metapoem: Poetry from Dutch to English", Translated: Papers on Literary Translation. Amsterdam: Rodopi. ss. 9 - 22.
Holmes, James S. (1988). "Forms of Verse Translation and the Translation of Verse Form", Translated. Papers on Literary Translation. Amsterdam: Rodopi. ss. 23 - 34.
Holmes, James S. (1988). "The Cross - Temporal Factor in Verse Translation", Translated. Papers on Literary Translation. Amsterdam: Rodopi. ss. 35 - 44
Kuic, Ranka. (1970)." Translating English Romantic Poetry", The Nature of Translation. (Ed). James S. Holmes. Bratislava: The Slovak Academy of Sciences. ss. 182 - 191.
Lefevere, André. (1975). Translating Poetry: Seven Strategies and A Blueprint. Amsterdam: Van Gorcum.
Özdemir, Emin. (1995). Eleştirel Okuma. Ankara: Ümit Yayıncılık.
Rıfat, Oktay. (1981). "Şiir Çevrilir Mi" Yazko Edebiyat. Sayı 5. ss. 47 - 50.
Veli, Orhan. (1971). I Am Listening to Istanbul. (çev): Talat Sait Halman. New York: Corinth Books.
Veli, Orhan. (1989). I, Orhan Veli. (çev): Murat Nemet - Nejat. New York: Hanging Loose Press.