Özet
Şiir çevirisi edebi türler içinde çevirmeni
en çok uğraştıran alandır. Şiirin kendine özgü dili, yapısı ve biçimi
vardır. Bu nedenle şiir çevirmeyi bir başka şiir yazmak olarak kabul
eden bazı kuramcılar ve şairler şiir çevirisine karşı çıkmaktadırlar.
Öte yanda Holmes gibi bazı kuramcılar da çevrilen şiiri 'üst şiir'
çevirmeni de eleştirel analizleri ve şiir bilgisinden dolayı 'üst
şair' olarak kabul etmektedir. Ranka Kuic'e göre şiir çevirmeninin
ayrıca geçmesi gereken şu aşamalar vardır:
i) Hazırlık ya da araştırma safhası
ii) Özdeşleşme ya da aktörün safhası
iii)Yaratıcı safha
iv) Eleştirel safha
Anahtar sözcükler: üst şiir, üst
şair, zaman aşımı faktörü, tarihselleştirme çevirisi, eşzamanlı süreç,
tarihselleştirme çevirisi, eşzamanlı süreç, modernleştirme çevirisi,
yaratıcı çeviri.
Abstract
Translating poetry is the hardest among
the literary types. Poetry has got its own language, structure and
style. Therefore, some translation theorists and poets who consider
translating poetry as writing another poem are against translating
poetry. On the other hand, some theoreticians like Holmes accept the
translated poem as 'meta poem' and the translator as 'meta poet' because
of his critical analysis and knowledge of poetry. To Ranka Kuic the
translator of poetry has to pass through these stages too:
i) Preparation or the research stage
ii) Identification or the actor's stage
iii) Creative stage
iv) Critical stage
Key words: meta poem, meta poet,
cross - temporal factor, historicizing translation, synchronic process,
modernizing translation, creative translation.
Giriş
Yazınsal türler içinde şiirin ayrı bir
yeri ve de ayrı bir özelliği vardır. Bu özellik onun yapısından ve
dilinden kaynaklanır. Bu yüzden de okurdan değişik bir donanım ve
değişik bir yaklaşım gerektirir.
Her çağ kendi şiirini yaratır. Ancak
şiirin dil içinde de özel bir dile sahip olduğu, bir başka deyişle
bu dilin özel bir kullanım biçimi olduğu gerçeği de değişmemiştir.
Hatta yazın tarihçileri, eleştirmenler ve kimi kuramcılara göre tüm
yazınsal türler şiirden doğmuştur çünkü insan günlük konuşma diline
büyülü bir anlam yüklemeyi, günlük konuşma dilini yüceltmeyi gerçekleştirmesiyle
ilk şiiri yaratmıştır. Bu demektir ki şiir bilgi aktarmak için yazılmaz.
Şiirin aktardığı şey yaşantıdır. Duygular, imgeler, düşler, özlemler
bu yaşantıyı anlatır. Şairin okuyucusu için yarattığı ve yine onunla
paylaşacağı bir yaşantıdır şiirde anlatılan.
Ayrıca şiirin kendine özgü bir söylemi
de vardır. Şairler sözcükleri seçip kullanırken onların ses ve anlam
değerini, çağrışım gücünü, duygu yükünü göz önünde bulundururlar.
Bunun yanısıra seçtikleri sözcükleri yan yana getirip dizeleri oluştururken
alışılmışın dışına çıkabilirler. Bu demektir ki biçimle içerik birbirinden
kolayca ayrılamaz. Hem içerik kendi biçimini, hem de biçim de kendi
içeriğini yaratır bir bakıma. Biçim, sözcük ve sözcük öbeklerinin
yan yana gelişlerinde oluşturdukları kalıba verilen addır. Bu biçimin
taşıdığı duygu düşünce ve öz de içeriğe verilen addır. Bunlar bir
bütünlük oluşturdukları için birbirinden ayrılmazlar (Özdemir 1995:
163).
Şiir Çevirisi ve Sorunları
Şiiri, roman, öykü ve tiyatrodan farklılaştıran
özellikleri yüzünden yazın çevirisi açısından da şiir çevirileri bir
farklılık gerektirmektedir. Şiir çevirmeyi bir başka şiir yazmak olarak
kabul eden bazı kuramcılar ve şairler bu yüzden şiir çevirisine karşı
çıkmaktadırlar. Bu yüzden şiirin çevrilmezliği üzerine çok şey söylenmiştir.
Mallarmé ve Paul Valery şiirin bir yabancı
dile çevrilemeyeceğini, en küçük bir değişikliğin, bir yer değiştirmenin
şiiri şiir olmaktan çıkaracağını ileri sürmüşlerdir. Onlara göre şiir
kendi dilinde düz yazıya bile çevrilemez (Rifat 1981:47).
Mallarmé ve Paul Valery'e Ahmet Haşim,
e.e. cummings ve Robert Frost da katılmakta kendi dilinde bile açıklanmaya
gelmeyen şiirin bir başka dilde yaşaması, bir başka dile çevrilmesi
olanaksızdır demektedirler. Aslında onlar bu sözleri kendi şiirlerini
düşünerek söylemişlerdir. Dahası onlara göre çevrilemeyen deyiş ve
söyleyiş biçimi ve anlam ötesidir.
Önce anlamı ele alırsak, şiirde anlam
herşey demek değildir. Anlamın çevrilmesi şiirin çevrilebileceğinin
ifadesi değildir çünkü şiirde anlam herşey demek değildir. Sadece
anlamı çevirmek şiirin konusunu ortaya koyar. Esas sorun şiirin anlatış
biçiminden kaynaklanır. Ayrıca anlatış biçimi biçem de değildir çünkü
anlatış biçimi şiirin yapısı ile ilgilidir ve o şiire özgüdür ve de
her şiirin anlatış biçimi ayrıdır çünkü şairine özgüdür.
Anlam, anlatış biçimi ayrıca şiirin yapısını
belirler. Bu yüzden çeviride aktarılamayan bu yapıdır. Bir başka deyişle
öz ve biçim buradan kaynaklanır. Şairin yaratıcılığını belirleyen
bunlardır. Şiir de yaratıcısına özgü olduğu için aktarılma zorluğu
çıkarmaktadır.
Aslında şiir çevirebilmek için şair olmak
gerekir sözüne önem vermek gerekir. Öyleyse bazı şairlerin aynı zamanda
şiir çevirmenleri olmaları bunun göstergesi olabilir. Örneğin W. H.
Auden, Edgar Allan Poe, Ezra Pound, Robert Lowell, Baudelaire, Nerval
şiir çevirisi yapmışlardır. Türk yazınında ise Orhan Veli, Melih Cevdet
Anday, Oktay Rıfat kendi dillerini, şiir yapılarının özelliklerini
çevirdikleri şiirlere uygulamışlardır. Melih Cevdet Anday'ın şiirlerinden,
Annabell Lee çevirisi gibi. Fakat bu şiirlerin çevirilerine onların
şiirleri gibi bakmak gerekmiştir. Ya da şiir çevirilerinde kendi diline,
kendi anlayışına en yakın şiirleri seçen şairler vardır. Örneğin Oktay
Rıfat, Jacques Prevert ve Aragon'un şiirlerini bu gözle görmüşdür.
Çevirmen şair bile olsa hedef dili, o
dilin yapısını ve şiirini iyi bilmelidir. Bir bakıma çevirmen çeviri
yaptığı süre boyunca karar alıp, karar vermek zorundadır. Hatta şair
bile olsa zaman zaman yanlış karar alıp, verebilir. Tabii bütün bunlar
şair olmayan şiir çevirmenleri şiirleri iyi çevirebilmeyebilirler,
hata da yapsalar affedilebilirler demek değildir. Şiir çevirisi yapan
çevirmenlerin donanımı nasıl olmalıdır ki şiir çevirisinin güçlüklerini
göz önüne alarak bu işin üstesinden gelmelidirler.
Öncelikle çevirmen şiir okumayı bilmelidir.
Hem şiir çevirisi yapan, hem de şiir yazan Yusuf Eradam'a göre bu
da şiir bilgisine sahip olmayı gerektirir. Yanlış okunan ve yanlış
anlaşılan şiir daha ilk baştan okuyucuyu yanıltacaktır. Çevirmen şiirin
dil türünü, dil geleneğini, tarihini, kültürel geçmişini, yazın geleneğini,
toplumun durumunu bilmelidir. Ayrıca şiirin konusu, biçimi, ve şairi
de iyi bilinmelidir (1993:15).
Şiir çevirmeninde bulunması gereken donanımı
ise eleştirmen ve şair olarak değerlendirmektedir James Holmes. Bu
görüşe göre şiir çevirmeni eleştirmen gibi şiirin özelliklerini anlamaya
çalışacak, şairin diğer eserlerini, kaynak kültürün yazınsal geleneklerini
ve ifade tarzını araştıracaktır. Şair olarak ise kendi yaratıcı gücünü
ortaya koymaya çalışarak hedef kültürün yazınsal geleneklerini, ifade
tarzını şiir olarak üretecektir. Aslında eleştirel analizleri ile
eleştirmenden, nazım türü için hazırladığı materyalden de şair olarak
farklılık gösterecektir (Holmes 1988:11). Holmes'un bu bağlamda şair
olarak algıladığı kişi üst şairdir (meta poet) ve de çeviri şiir de
üst şiir (meta poem) olur bu durumda. Üst şiir ve üst şair kavramları
James Holmes'a ait olmakla birlikte daha önce Roland Barthes 'metalanguage'
terimini üst dil için kullanmıştır. Ve ayrıca üst dile ikinci dil
demektedir Barthes (1988:23). Aslında üstşair iki yöne giden karmaşık
bir ilişkiler yumağı içindedir. Kendi dilindeki özgün şiir o dilin
şiirsel geleneğine bağlıdır. Üst şiir ise eğer başarılı ise hedef
dilin şiirsel geleneğine bağlıdır. Bir şema ile göstermek gerekirse
(Holmes 1988:23).
|
Kaynak
dil
|
Hedef
dil
|
|
Şiirsel
gelenek
|
şiirsel
gelenek
|
| dünya
> |
şiir
>
|
üst
şair
|
Bu şemaya göre sorun üst şiiri meydana
getirirken seçilen en uygun nazım şekli ne olmalıdır seçimidir. Bu
konuda çeviri eleştirmenleri aynı fikire varamamış ortaya dört görüş
çıkmıştır:
1. Şiir düzyazıya çevrilmelidir.
2. Şiir nazıma çevrilmelidir çünkü düzyazıda esası kaybolur.
3. Şiir özgün şiirin biçimine çevrilmelidir.
4. Şiir nazımdan nazıma çevrilmelidir (Holmes 1988:25).
Bu seçenekler içinde sadece bir tanesi
şiirin düz yazıya çevrilmesi ile ilgilidir. Aslında bu pek tercih
edilen bir seçenek değildir ama şunu da unutmamak gerekir ki Homeros
yabancı dillere çoğunlukla düzyazı ile çevrilmiştir.
Bir başka görüş de şiir çevirilerinde
zaman aşımı faktörünün (cross - temporal factor) göz önüne alınmasıdır.
Çevirmenler bu durumu daha ziyade eş zamanlı süreç (synchronic process)
olarak gördüklerinden daha önemli sorunlar üzerinde durmuşlardır (Holmes
1988:35). Burada sorun şiirler bir başka dilde yazıldıkları için değil
ama bir başka zamanda yazıldıkları için kaynaklanmaktadır.
Aslında zaman aşımı ile ilgili sorunlar
sadece dilbilimsel değil ama ayrıca sosyo - kültürel ve yazın gelenekleri
ile de ilgilidir. Dilbilimsel düzeyde çözüm için çevirmen şiirin yazıldığı
dil ve kullanılan lehçeye dikkat etmelidir. Bunu çevirisinde yansıtıp
yansıtmama için bir seçim yapmalıdır. Sosyo - kültürel düzeye gelince,
bu durumda işin içine söz sanatları girmektedir. Örneğin, imgeler
zamana karşı yarışmaktadırlar. Ortaçağdaki insan imajı ile bugünkü
insan arasında çok fark vardır. Ortaçağın korkusuz şövalyelerinin
yerini bugün eğer işadamı ise sürekli iş yetiştirmeye çalışıp sürekli
teknolojik avantajlardan yararlanan bir insan düşünülebilinir. Bütün
bu durumlarda çevirmen kaynak şiiri hedef dile aktarırken hep kararlar
alıp vermekle uğraşacaktır. Aslında her bir şiirde yapılan seçim kaynak
şiirin kendine özgü özelliklerini korumak için bir çabadır hatta bu
durum tarihsel olarak değerlendirilir ve bu yaklaşıma tarihselleştirme
çevirisi (historicizing translation) denir (Holmes 1988:37).
Şiirde zaman ve zaman aşımı sorun yaratabilirken
şiirin sesi de çevirmeni zorlayabilmektedir. Dizelerin hem kendi içinde
hem de kıtalar ya da beyitlerin kendi içinde ve de şiirin bütünündeki
ses düzenine dikkat edilmelidir. Çevirisi bazan olanaksız olan bu
ses yapısının yeniden yaratılmasına çalışılmalıdır eğer olabiliyorsa.
Şiirin sesinden sonra şiirin dil özellikleri
de çevirmeni zorlayabilir. Dil ya da söz oyunları, söz sanatları dilin
kendine özgü deyimleri de bu gruba girer. Bazan tek bir söz oyununa
dayalı şiirler eğer çevrilemiyorlarsa çevrilemezliğin örneği olurlar
çünkü çevrildiklerinde hedef dilde aynı etkiyi yaratamamaktadırlar.
Şiir çevirmenleri bazan bir eşdeğerlik
bulabilmek için çevirilerinde tek bir konu üzerinde durabilirler.
Örneğin, kaynak ve hedef dildeki şiirlerin iletişimi sağlamaları yeterli
diye düşünebilirler. André Lefevere "şiir çevirirken yedi strateji
ve bir şablon" (Translating Poetry: Seven Strategies and a Blueprint)
adlı kitabında şiir çevirisi yapan çevirmenlerin çevirdikleri şiirlerin
sadece bir özelliğini yani sadece iletişimi ön plana çıkarıp çeviri
yaptıklarına işaret etmiş ve bu durumun düzeltilmesi için yedi değişik
şiir stratejisinden bahsetmiştir:
1- Sessel çeviri
2- Sözcüğü sözcüğüne çeviri
3- Koşuk çevirisi
4- Koşuğu düzyazılaştırarak yapılan çeviri
5- Uyak çevirisi
6- Uyaksız koşuk çevirisi
7- Uyaksız çeviri
(1975:95-104).
Öte yanda Ranka Kuic'e göre şiir çevirmeninin
geçmesi gereken zorunlu aşamalar şunlardır:
1. Hazırlık ya da araştırma safhası
2. Özdeşleşme ya da aktörün safhası
3. Yaratıcı safha
4. Eleştirel safha
(1970:182).
Hazırlık safhası şiirin ve şairinin hayatının
incelenmesi hatta uygun detayların bile toplanmasını gerektirir. Şairin
şiirlerini yazarken yaşadığı duygu ve düşünceler çeviriye yardımcı
olabilir. Bu aşamada çevirmen bir bilim adamı gibi zamanının büyük
bir kısmını bu işe verir.
Özdeşleşme safhasında çevirmen duygu
ve düşüncelerini şairin duygu ve düşünceleri ile özdeşleştirir. Bunu
başarmak için çevirmenin şaire çok yakınlık duyması gerekir. Bu bir
bakıma rolüyle özdeşleşen aktörün durumu gibidir.
Yaratıcı safha yeniden yaratma safhasıdır.
Şiir çevirmeni kendini kaynak şiirin şairi ile özdeşleştirip onun
ruh haline girdikten sonra sanki kendisi kendi dilinde bir şairmiş
gibi kaynak şiirin anlamını ve sesini aklından geçirerek bir şiir
üretir. Yeni bir eser ortaya çıktığı için kaynak şiir yeniden yaratılmış
gibi olacaktır.
Eleştirel safha diğer safhalardan sonra
biraz ara verilerek gerçekleştirilmelidir ki çevirmen şiirsel coşkusu
azalınca yaptığı işi tarafsızca değerlendirebilsin. Böylece çevirmen
kaynak şiirin anlamını ve sesini hedef dilin anlamıyla ve sesiyle
karşılaştırır. Hedef dildeki çeviriyi hedef dilin bakış açısından
inceler ve o dilde yazılmış gibi okunsun ister.
Yine Ranka Kuic'e göre şiir çevirmeni
bu dört aşamadan başka üç tür sadakat kanunu (law of the three kinds
of faithfullness) izleyecektir (1970:185):
a) Kaynak dilin anlamı
b) Kaynak dilin sesi
c) Hedef dilin ruhu
Eğer çevirmen bu dört aşamadan geçmemişse
bu sadakat kanunu da izleyemeyecektir.
Anlaşılıyor ki kuramcıların da vurguladıkları
gibi şiir çevirisi pek çok aşamadan geçen zorlu bir süreçtir. Bu nedenle
şiir çevirisi çevirmenini uğraştırmaktadır. Kuramcıların sözünü ettikleri
süreçlerden geçen çevirileri örneklemek için bazı şiir çevirilerini
inceleyelim.
Yazınımızda şiir geleneğine yenilikler
getiren Orhan Veli'nin bir şiirinin iki değişik çevirisini inceleyelim.
Orhan Veli "Garip" akımı diye anılan bu akım ile gündelik
yaşam ve sokaktaki insanın sorunlarını ele alır. Özgürlük isteği,
yaşama sevinci, insan sevgisi gibi terimler belirginleşir şiirlerde.
Orhan Veli'nin kendini anlattığı fakat
aslında sıradan insanlardan yola çıkarak duygularını dile getirdiği
bir şiire örnek verelim:
Eskiler Alıyorum
Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum
Bir de rakı şişesinde
balık olsam (Bezirci 1989: 158).
Bu şiirdeki kişi yoksul, basit bir hayat
felsefesi olan bir insandır. Aslında bu şiir yoksulluklar içinde yaşayan
bir insanın hayatını anlatır. Böyle bir insan daha iyi giysiler giyip
daha iyi koşullarda yaşamak ister. Bu arada rakı da içmek ister. Şiirde
anlatılan bu isteklerdir. Bir başka deyişle, Orhan Veli'nin yaşam
felsefesinin anlatıldığı bir şiirdir bu.
Orhan Veli'nin bu şiiri İngilizceye Talat
Sait Halman ve Murat Nemet - Nejat tarafından çevrilmiştir. Önce Halman'ın
çevirisine göz gezdirelim
I Buy Old Things
I buy old things
To make them into stars.
If music be the food of life
I adore music.
I write poems
To swap them with old things
I swap old things for pieces of music.
I just wish I were a
fish in a bottle of booze. (s:47)
Murat Nemet - Nejat'ın çevirisine gelince,
I Buy Old Clothes
I buy old clothes.
I buy old clothes and cut them into stars.
Music is the food of love.
I love music.
I write poetry.
I write poetry and buy old clothes.
I sell old clothes and buy music;
If I could also be a
fish in a bottle of booze... (s.89).
İki çeviri karşılaştırıldığında ilk
değişiklik şiirin başlığından başlamaktadır. Halman şiir çevirisine
"I Buy Old Things" Nemet - Nejat ise "I Buy Old Clothes"
başlığını vermiştir. Özgün şiirin başlığı ise "Eskiler Alıyorum"
dur. Türk kültür ve geleneklerinde eski denince akla eski elbiseler
gelir. Giyilmiş, ikinci el elbiseleri özellikle erkek elbiselerini
satın alan eskiciler vardır. Bu kişiler elbiseleri satın alıp karşılığında
az bir para verirler. Bu nedenle çevirmen Nemet - Nejat şiirin başlığını
yorumlayarak eskiler sözcüğü yerine 'giysi' yani 'clothes' sözcüğünü
koymuştur. Halman ise bir kısıtlama yapmayarak daha genel anlamda
'şeyler' yani 'things' sözcüğünü kullanmıştır.
Alıyorum, yapıyorum, bayılıyorum, yazıyorum
sözcüklerinin kullanıldığı dizelerde bir kafiye ve ritim gözlemlenmektedir.
Şimdiki zamanın kullanıldığı bu dizeler İngilizceye geniş zaman olarak
çevrilmiş ve kafiye olan sözcüklerde de ancak her iki çevirmenin çevirilerinde
de 's' sesi korunmuştur. Halman 'things', 'stars', 'music', Nemet
- Nejat ise 'clothes', 'stars', 'music' sözcükleri ile hem kafiye
yapmış hem de 's' sesini korumuştur.
Çevirmenlerce aynı fiil için kullanılan
sözcüklerin seçimi de değişiktir. Örneğin bayılmak fiili için 'adore'
ve 'love' kullanılmıştır. Yıldız yapmak için 'to make into stars'
ve 'cut into stars'. Vermek fiili için 'swap' ve 'sell'. Her iki çevirmen
de rakı için 'booze' sözcüğünü kullanmıştır.
İlk bakışta şiirin çevirisi sanki şiir
düz yazıya çevriliyormuş havası vermektedir. Aslında şiirde yansıtılan
konuşma tarzıdır ve bu tarz çeviride de yansıtılmıştır. Şiir sanki
konuşuluyormuş gibi yazılmıştır.
Sonuç
Holmes'in deyimiyle bir üst şiir olan
şiir çevirisi bir başka deyimle bir başka şiir olup çıkmıştır ortaya
çünkü şiir çevirisi, çevirisiyle birlikte bir yorumlama sürecidir.
İyi bir okuyucu konumunda olan çevirmenler olabildiğince şiiri iyi
okuyarak yorumunu yapmışlar biçeme, söz oyunlarına ve özelliklerine
dikkat ederek yeni şiiri ortaya çıkarmışlardır. Sözcüğü sözcüğüne
çeviri yapılsa bile çevirmenler şiirin biçemini ve özelliklerini hissettirmektedirler.
Bir başka deyişle Ranka Kuic'in kuramını da çevirmenler uygulamışlardır.
Şiir çevirilerinde hep şiirde yitip giden
birşeylerin olduğu söylense de şiirin iç zenginliğine sığınarak yine
de şiir çevirileri hep yapıla gelmiştir. Şiir bilgisinin ışığında
çevirisi yapılacak şiir analiz edilip buna biraz da çevirmenin yaratıcılığı
eklenince yazın çevirisi çerçevesinde şiir çevirisi de yerini almaktadır.

Kaynakça
Bezirci, Asım. (1983). Orhan Veli
- Hayatı, Şairliği ve Seçme Şiirleri. İstanbul: Bilpa Yayınları.
Eradam, Yusuf. (1993). "Şiir Çevirisi Üzerine" Littera
- Çeviri Özel Bölümü. Ankara: Karşı Yayınları. Cilt: 4. ss. 15
- 19.
Holmes, James S. (1988). "Poem and Metapoem: Poetry from Dutch
to English", Translated: Papers on Literary Translation.
Amsterdam: Rodopi. ss. 9 - 22.
Holmes, James S. (1988). "Forms of Verse Translation and the
Translation of Verse Form", Translated. Papers on Literary
Translation. Amsterdam: Rodopi. ss. 23 - 34.
Holmes, James S. (1988). "The Cross - Temporal Factor in Verse
Translation", Translated. Papers on Literary Translation.
Amsterdam: Rodopi. ss. 35 - 44
Kuic, Ranka. (1970)." Translating English Romantic Poetry",
The Nature of Translation. (Ed). James S. Holmes. Bratislava:
The Slovak Academy of Sciences. ss. 182 - 191.
Lefevere, André. (1975). Translating Poetry: Seven Strategies and
A Blueprint. Amsterdam: Van Gorcum.
Özdemir, Emin. (1995). Eleştirel Okuma. Ankara: Ümit Yayıncılık.
Rıfat, Oktay. (1981). "Şiir Çevrilir Mi" Yazko Edebiyat.
Sayı 5. ss. 47 - 50.
Veli, Orhan. (1971). I Am Listening to Istanbul. (çev): Talat
Sait Halman. New York: Corinth Books.
Veli, Orhan. (1989). I, Orhan Veli. (çev): Murat Nemet - Nejat.
New York: Hanging Loose Press.