Edebiyatta söz oyunları üzerine yaratıcı
örnekler üreten Oulipo grubu, Möbiüs şeridinden faydalanmadan yapamamış.
Luc Etienne tarafından önerilen algoritmada, bir Möbiüs şeridinin uçları
yapıştırılmadan önce, kağıdın bir yüzüne bir şiirin bir bölümü, diğer
yüzüne ikinci bölümü (başaşağı) yazılıyor. Şeridin kenarları Möbüis
şeridi elde etmek üzere yapıştırıldığında şiirin satırları da birbiri
arasına geçiyor. Aşağıdaki dizeler Orhan Veli Kanık'ın İstanbul'u Dinliyorum
şiirinin ilk ve ikinci bölümleri bir Möbüis şeridine yazılarak elde
edildi. A harfi ile işaretli satırlar birinci bölüme, B harfi ile işaretli
satırlar ikinci bölüme ait.
Oulipo grubu 1960 yılında François Le Lionnais
ve Raymond Queneau tarafından kurulmuş, Oulipo adı Ouvroir de Litterature
Potentille (Potansiyel Edebiyat Sempozyumu) kelimelerinden kısaltılarak
elde edilmiş. Lionnais bir matematikçi, Queneau ise ünlü Zaza Metroda
romanının yazarı. Queuneau'nun iyi bilinen bir başka eseri ise Exercises
in Style (Tarz Alıştırmaları) adını taşıyor: Otobüse itilerek binmiş
birisi bir arkadaşıyla, paltosuna düğme eklemek üzerine 99 ayrı tarzda
konuşuyor.
Oulipo'nun diğer elemanlarının tümü ya
matematikçi, ya edebiyatçı ya da her ikisi. Bunlardan Mathews Fransızca
ve İngilizcede aynı yazılan ancak değişik anlam taşıyan bir liste oluşturmuş.
L'Egal Franglais adını taşıyan bu sözlük İngilizce ve Fransızca da değişik
anlamlar taşıyan cümleler yazmak amacıyla derlenmiş.
1969 yılında grup üyelerinden Perec içinde
E harfi geçmeyen, La Dispiration isimli bir roman yazmış. Kitap o kadar
güzel yazılmış ki eleştirmenlerden bazıları, kitapta bir gariplik olduğunun
farkına varamamışlar. Dispiration'ın Levent Yılmaz tarafından yapılan
aşağıdaki çevirisinde de E harfi kullanılmamış:
... Başlangıçta
halk kulaktan kulağa dolaşan bir takım asılsız laflara inandı. Ağu karışmıştı
güya. Ama hakikat ortaya çıkmaya başladı. Çoğu insan kalın sopalarla
silahlanmaya başladı...
Bir cümle ya da daha uzun bir çalışmada
bazı harflerin kullanılmaması lipogram adı verilen antik bir sözcük
oyununa dayanıyor. Lipogram'ın bizim kültürümüzde de yeri var. Aşık
edebiyatında "b, p, f, m, v" gibi iki dudağın birbirine dokunması
ile çıkarılan dudak ünsüzleri içermeyen şiirlere dudak değmez adı veriliyor.
Konya'da her yıl Feyzi Halıcı tarafından düzenlenen Aşıklar Bayramı'nda
bu şiir türünde yarışmalar yapılıyor. Aşıklar dudakları arasına bir
iğne yerleştiriyor, ve büyük bir ustalıkla doğaçlama yoluyla dudak değmez
söyleyip atışıyorlar.
Divan şairleri içinde de dudak ünsüzü geçmeyen
şiirler yazarak hüner göstermeye çalışanlar çıkmış. Ama divan şiirinin,
uzun ve kısa heceleri aruz kalıplarına uydurmak gibi zaten çok hüner
gerektiren çok daha zor bir yanı var:
failatün/failatün/failün (-.--/-.--/-.--/-.-)
failatün/failatün/failatün/failün (-.--/-.--/-.--/-.-)
mef'ulü/mefailü/mefailü/feul (--./.--./.--./.-)
.....
Şiir bir yandan anlamlı olacak, bir yandan
da bu kalıplara uyacak. Bazı divan şairleri bununla da yetinmeyip, ayrıca
iki anlamlı sözlerden yararlanarak bir takım söz oyunları yapmaya da
özen göstermişler. Sonuçta o kadar ileri gidilmiş ki, şiir dışında başka
edebiyat türünün tanınmadığı yüzyıllar boyunca bu şekilciliğe anlamsızca
bağlanış edebiyatımızın düşünceden uzak kalmasına yol açmış.
Oulipo'nun Queuneau editörlüğünde üretttiği
önemli eserlerden biri Cent Mille Milliard de Poemes yani Yüz Bin Milyar
Şiir adını taşıyor. Bu kitapta her biri kitabın sağ taraftaki sayfalarına
yazılmış 10 şiir bulunuyor. Her bir şiir 14 parçaya kesilmiş. Bu parçaları
sağ ya da sol tarafa çevirerek her biri yapısal olarak düzgün ve anlamlı
1014 (100.000 milyar) değişik şiir elde edilebiliyor. Bu
kitapta, parçaları rasgele sola sağa ayırarak muhtemelen daha önce kimsenin
okumadığı ve okuyamayacağı bir şiir bulabilirsiniz.
Biz de orhan Velinin şiirinin her bir bölümünü
altı ayrı sayfaya yazıp, her bir sayfayı satır aralarından keserek belkide
şöyle bir bölüm yakalayabiliriz: