öyküde kadın ve erkek yazarların kadına bakışı ve biçemlerine dilbilimsel yaklaşım : aysu erden : 14112001  
 

 

Giriş

Yazınsal metinlerin dilbilim açısından incelenmesi okuyucunun ya da eleştirmenin, yazarın dil kullanımı üzerinde yoğunlaşmasını gerektirir. Öyküler sanatsal ve yazınsal metinlerdir. Öykülerin incelenmesine ve yorumlanmasına dilbilimsel açıdan yaklaşmak, öyküleri kişisel (subjektif) beğeniye dayanan değerlendirmelerle değil, okuyucuya, nesnel (objektif) inceleme biçimleri sunan biçembilim (stylistics) yöntemleriyle çözümlemeyi gündeme getirir.

Böyle bir yaklaşımda üç tür biçembilimden söz etmek olasıdır: (Mills, 1995:5)

1- Yazınsal biçembilim: Öyküdeki dil kullanımı ile bu dilin sanatsal işlemi arasındaki ilişkiyi inceler.
2- Dilbilimsel biçembilim: Yazarın öyküde kendi duygu ve düşüncelerini böylesine özel biçimlerde sunmasının nedenlerini araştırır.
3- Eleştirel biçembilim: Yazarın okuyucusu üzerinde yaratmak istediği sanatsal etkinin dil aracılığıyla nasıl oluşturulduğunu araştırır.

Bu araştırmada kadın ve erkek yazarların öykülerinde "kadın" konusunu işleyiş biçimlerine yukarıda sözü edilen dilbilimsel biçembilim açısından yaklaşılmaktadır. Dilbilimsel biçembilime göre, "kadın" konusuna değinen öykülerin metinleri ve içlerinde barındırdıkları ideolojiler üç düzlemde çözümlenebilir: (Mills, 1995:21)

1- Sözcük düzlemi: Cinsiyet ayrımıyla ilgili sözcük ve imgelerin öyküdeki diğer sözcüklerle olan ilişkileri incelenir.
2- Sözdizimi düzlemi: Cinsiyet ayrımını yansıtan sözcük öbeği, tümcecik ve tümceler incelenir.
3- Söylem düzlemi: Öyküde cinsiyet ayrımını yansıtan plan (plot), izlek (theme), odaklama (focalisation) gibi tümce ötesi yapılar incelenir.

Bu araştırmada seçilen öyküler, dilbilimsel biçembilimin sözdizimi düzleminde Deidre Burton'un (1982) önerdiği bir yöntemle incelenecektir.

Yazınsal Metinlerde "Kadın" Konusu

Bilindiği üzere birçok kadın içinde yaşadığı toplumun yerleşik ve tutucu değer yargılarının baskısı nedeniyle, olaylara karşı tepki göstermeyen, etkinlikleri olmayan, başkalarının etkilerine katlanan, eylemsiz ve edilgin kişiler haline gelmişlerdir. Ancak, kadın her ne kadar toplum içinde bir devinimi ve etkisi olmayan ve olayların gidişini etkilemek ve denetlemek gibi hiçbir çaba göstermeyen bir kesimi oluşturmaktaysa da, çoğu zaman, onun bu durumuyla çelişen farklı görünümleri de ortaya çıkabilmektedir: yazın modellerinde, yazılı ve sözlü basında, reklamlarda, eğitim alanında, iş yaşamında, aile içinde ve halk geleneklerinde olduğu gibi. İşte kadının toplumdaki bu farklı, karmaşık ve çelişkili görünümleri, farklı metinlerde, farklı dil kullanımları aracılığıyla yansıtılmaktadır. Örneğin yazın, gazete, reklam, bilim, hukuk vb. ile ilgili metinlerde kadının toplumdaki çelişkili konumu birbirlerinden çok değişik dil kullanımlarıyla anlatılmaktadır. Çünkü metin yazarları metindeki dil kalıplarını ve ifade biçimlerini kendilerine ve bağlı oldukları alana (yazın, basın, vb.) göre "gerçek olan" düşünce tarzına uygun olarak seçerler. Dilin bu şekilde kullanımı da, doğal olarak, kadın konusunda dilbilimsel bir tartışmayı gündeme getirir. Dolayısıyla da, kadın konusuna değinen yazınsal metinlere bakıldığında, erkek yazarların hemen hemen büyük bir çoğunluğunun yapıtlarında, toplumun cinsel politikasını genellikle kendi bakış açılarından görüp yorumladıkları fark edilmektedir. Onların kadın imgelerini, klişe kadın tiplerini, kendilerine özgü cinsel ideolojileri, cinsel tutum ve inançları ve kadınlara karşı aldıkları tavırları anlatırken kullandıkları dil seçeneklerinin, kadın yazarların aynı konuları ele alıp anlatırken kullandıkları dil yapılarından ve kalıplarından çok daha farklı olduğunu görmek olasıdır.

Berna Moran, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri adlı kitabında, yazar olarak kadına yönelik eleştiriyi ele alan Virginia Woolf (1924), Janet Kaplan (1975), Ellen Moers (1976), Elaine Showalter (1977) gibi eleştirmenlerden söz ederken şöyle demektedir:

Kadın yazarların ayrı bir geleneği vardır, çünkü tarihte kadınlar aynı türden baskılara maruz kalmışlardır. Bu durumda kadın yazarların dünyayı ve yaşamı, erkeklerden farklı şekilde algılamaları doğaldır, ama bu farklılık biyolojik bir ayrımdan kaynaklanmaz. Kadınların toplumda uğradıkları aynı türden baskıların bir sonuçtur. Kadınlar toplum içinde bir alt-kültür oluştururlar ve bundan ötürü kadın yazarların romanlarında dile getirdikleri yaşantılar, sergiledikleri davranışlar ve savundukları değerler arasında bir birlik, en azından bir benzerlik vardır. (Moran, 1994:234)

Yazınsal metinlerde bulunan tüm bilgi ve yaklaşımlar için geçerli olduğu üzere, kadın konusundaki bilgi ve yaklaşımlarda öykü içinde, yazar tarafından belirli bir çerçeve içinde kullanılırlar ve geliştirilirler. Okur ya da eleştirmen ise yaygın ve baskın olan ideolojiyi destekleyen ve içinde barındıran öykülerle bunlara karşıt olanlar arasında ayırım yapmayı istemektedir. İşte kadın yazarlarla erkek yazarların yazdıkları ve kadın konusunu ele alan öyküler de, içlerinde farklı çerçevelere oturtulmuş ve temelde birbirlerinden çok farklı ve ayrı cinsel ideoloji ve politikaları bulunduran, birbirlerine karşıt yazınsal metinlerdir. Aynı konudaki karşıt ideolojilerin öykülerde hangi sorunlara ve zıtlıklara neden olduğu ise bu tür metinlerin dilbilimsel yapılarının incelenmeleri ve betimlenmeleriyle ortaya çıkabilmektedir.

Deidre Burton, "yazında kadın" konusunda üç ayrı düşünce biçiminden, bu biçimlere bağlı olan üç ayrı bakış açısından söz etmektedir (1982:200). Bu bakış açıları, aslında, kadın yazarlarla erkek yazarların öykülerindeki farklı ideolojileri ve bunların oturtulduğu çerçeveleri belirlemektedir.

1- Erkekler tarafından yazılan öykülerde erkek yazarların yarattığı kadın imgesi: Böyle bir imge o öykünün ürünü olduğu toplumun tarihiyle yakından ilgilidir. O toplumda zaten var olan yerleşik kadın imgesini pekiştirir.
2- Feminist kadın yazarlar tarafından yazılan öykülerde yaratılan kadın imgesi.
3- Feminist olmayan kadın yazarlar tarafından yazılan öykülerde yaratılan kadın imgesi: Feminist olmayan kadın yazarlar Burton'a göre iki farklı kesimden oluşmaktadır: (a) Kendi özgür seçimleri sonucu feminist olmamayı seçenler, (b) Feminist olmayı seçme haklarının var olduğunun farkında olmayanlar.

Moran, yazınsal metinlerin tümünde işlene "kadın" konusunun araştırılması çalışmaları hakkında şunları söylemektedir:

1960'lardan bu yana gelişen feminist eleştiri, erkek yazarların eserlerinde kadına karşı takınılan tavrı meydana koymakla işe başlamış, daha sonra kadın yazarlara yönelmiş, onların eserlerindeki özellikleri saptamış ve edebiyat tarihine de kadın yazarların ayrı bir gelenek oluşturduklarını kanıtlamaya çalışmıştır. Ve nihayet, ataerkil düzende dilin de kadını aşağılama ve ezme aracı olduğunu belirterek kadın söylemi sorununu gündeme getirmiştir. (Moran, 1994:240)

Öyküde Kadın ve Erkek Yazarların "Kadın" Konusuna Bakış Açısı

Kadın öykü yazarlarının erkek yazarlardan farklı olarak nasıl bir gelenek oluşturdukları ve dilin erkek yazarlar tarafından kadını nasıl aşağılama ve ezme aracı haline dönüştürülebileceği konusunun incelenmesi, öykünün dilbilimsel örüntüsünün betimlenmesiyle başlamaktadır. Burton'un da belirttiği üzere bir yazınsal metindeki dilbilimsel özellikler bilişsel toplumbilim (cognitive sociology), politik toplumbilim (political sociology) ya da düşünsel felsefe (philosophy of mind) gibi disiplinlerle yakından ilgilidir. Zaten dilbilimcilerin öyküde bulunan dil yapılarını zihinsel süreçler bağlamında incelemeleri gerekliliği, onları öyküde kaçınılmaz olarak ortaya çıkan düşünce tarzları, bilinç, davranış, hareket, yorum, anlam, kültürel ve insani boyutlara götürecektir. Yazarlar, kadın ya da erkek olsun, kendilerince doğru ve gerçek olduklarına inandıkları olguları ifade etmek amacıyla hem kendileri, hem de okurları için uygun gördükleri dil kalıplarını seçerler. Eleştirmen ise bu dil seçimlerini incelerken, onların başka metinlerde de var olup olmadıklarını araştırır. Diğer bir deyişle, diğer metinlerde de benzer ya da farklı dil kullanımlarının bulunup bulunmadığını metinleri karşılaştırmak suretiyle yapar (Burton, 1982: 197-200). Böyle bir yaklaşım da kadın ve erkek yazarların öykülerinde "kadın" konusuyla ilgili olan bölümlerin ya da öykülerin bütününün dil kullanımları açısından karşılaştırılmasını ve bu dil kullanımlarının temelinde yatan kültürel ve insani ilişkileri, politikaları, ideolojileri ve bunların içine yerleştirildikleri çerçeveleri bulmayı gündeme getirir. Berry, yazarın öykü metnini oluşturma aşamasında süreçler (processes), katılımcılar (participants) ve olaylar ile kişileri etkileyen koşullarla (circumstances) ilgili kimi dilbilgisel seçimler yaptığını söylemektedir. Geçişlilik seçimleri (transivity choices) olarak da bilinen bu seçimleri aşağıdaki gibi sınıflandırmak olasıdır: (Berry, 1975: vol 1, 149 ff.s:150)

1- Süreç türleriyle ilgili dilbilgisel yapıların seçimi
2- Katılımcı türleriyle ilgili dilbilgisel yapıların seçimi
3- Koşul türleriyle ilgili dilbilgisel yapıların seçimi
4- Katılımcı ve koşulları niteleyen rollerle ilgili dilbilgisel yapıların seçimi
5- Katılımcıların ve koşulların sayılarını belirten dilbilgisel yapılar
6- Süreçleri, katılımcıları ve koşulları birbirleriyle kaynaştırmanın yolları

Kısacası, öyküdeki süreçler, hareket eden ve kimi hareketlere maruz kalan kişiler, koşullar ve tüm bunların sayıları, öyküde üstlendikleri roller ve birbirleriyle nasıl kaynaştıkları, yazarın seçtiği dil kullanımlarında, özellikle de metindeki yarı tümceleme olgusunda yerleşik durumda bulunmaktadır. İşte okurun ve eleştirmenin bunları çözmesi de yazarın "kadın" konusunda olduğu gibi diğer bazı toplumsal ideoloji, politika ve inançları nasıl yansıttığını ortaya çıkaracaktır.

Öyküleri oluşturan tümcelerin birbirleriyle olan ilişkileri ve bu tümcelerle onların içinde kurucu öğeler (constituent) olarak bulunan sıralı (coordinate), niteleyici (subordinate) ve içeyerleşik (embedded) tümceciklerin (clauses) ilişkilerini yöneten kurallara ilişkin çözümleyici bilgiler (analytic knowledge) yazınsal inceleme ve eleştirinin temelini oluşturan bir dilbilimsel yaklaşımdır. Böyle bir eleştiriyi gerçekleştirmek amacıyla, Burton, öykünün tümüne ya da kimi bölümlerine uygulanabilecek, aynı zamanda da değişik öykülerden seçilen kısa metinleri birbirleriyle karşılaştırma amacıyla kullanılabilecek bir yöntem önermektedir. Bu yöntem kadın ve erkek yazarların öykülerinin tümünde ya da bir bölümünde "kadın" konusunun işlenişine ve bu konuyla ilgili dil kullanımlarının ifade ettiği ideolojileri bulmaya yöneliktir. Bu yöntemde öyküdeki süreç, katılımcı ve koşulların tümcecik yapılarının (structure of clauses) içinde araştırılabileceği, bu nedenle de tümcecik yapıların incelenip çözümlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Aslında, okuru metnin içinde "kim kime ne yapıyor?" sorusunun yanıtını aramaya yönelten bu yöntemi, Burton, M. A. K Halliday'ın (1970, 1973, 1978) yapıtlarındaki fikirlerden yola çıkarak geliştirmiştir. (Burton, 1982:198-199) Bu yöntemin temelinde anlamların tümceciklerin içinde süreçler halinde yerleşik olduğu varsayımı yatmaktadır. Dolayısıyla da tümceciklerin, metnin oluşturulmasında, anlaşılmasında ve yorumlanmasında önemli bir yere sahip olduğu düşünülmektedir. Tümceleri oluşturan tümceciklerin birbirleriyle kaynaşarak tümceler haline dönüşmeleri esnasında etkilendikleri kuralların ve tümce yapılarının incelenmesi ve bu sayede yazarın kimi toplumsal ideoloji, politika ve inançları kendi bakış açısı doğrultusunda öyküde nasıl işlediğini çözmek için tümcelerde saklı olan süreçleri bulmaya ve sınıflamaya yönelik olan bu yöntemi şu şekilde özetlemek olasıdır.

Burton öykülerde üç tür sürecin varlığından söz etmektedir. Bu süreçlerin her birinin de kendi alt grupları vardır. (Burton, 1982:199)

1. Maddeye yönelik hareket süreçleri (Material processes)
A. Harekete yönelik maddi süreçler (Action processes)
(a) Amaca yönelik hareket süreçleri (Intention processes)
(b) Koşulları değiştiren hareket süreçleri (Supervention processes)
B. Olayları yansıtan maddi süreçler (Event processes)

2. Katılımcılarla ilgili zihinsel süreçler (Mental processes)
A. Katılımcıların iç dünyalarını yansıtan zihinsel süreçler (Internalised processes)
(a) Algılama süreçleri (Perception processes)
(b) Tepkisel süreçler (Reaction processes)
(c) Bilişsel süreçler (Cognition processes)
B . Katılımcıların dış dünya ile ilgili ilişkilerini yansıtan zihinsel süreçler (Externalised processes)

3. Katılımcılararası ya da katılımcılarla olgular arasındaki ilişkilerini yansıtan süreçler (Relational processes)
Bu çalışmada söz konusu yöntem iki erkek ve bir kadın yazarın öykülerinden alınan ve evlilikte ve
toplumda "kadın konusuna değinen bölümlere uygulanacaktır.

I. Evlilikte "Kadın" Konusuna değinen Öyküler

Bu bölümde İnci Aral'ın (1986) Kapı ve Özcan Karabulut'un (1990) Meltem'in Ölüm Duyurusu adlı öykülerinde evlilikte "kadın" konusunun işleniş biçimlerine değinilecektir.

Aral, öyküsünde "boşandıktan sonra kocası genç biriyle" evlenmiş bir kadının, evliliği süresince yaşadığı deneyimler sonucu yaşam coşkusunu ve yaratıcılığını nasıl kaybettiğini kadının kendi ağzından ve geri dönüş yöntemini (flashback) kullanarak anlatmaktadır. Karabulut 'da öykünün başkişisi olan bir erkeğin, öğrencilik yıllarında aynı arkadaş grubundan olan ve öyküyü anlatan erkekle aynı ideolojiyi paylaşan ve onunla aynı politik eylemlere katılan bir kız arkadaşının (Meltem) ailesinin baskısıyla istemediği biriyle evlendirilmesini, evliliği süresince yaşadığı deneyimler sonucu de yaşam coşkusundan ve ideallerinden nasıl uzaklaştırıldığını, Meltem'in erkek arkadaşı olan başkişinin dil kullanımıyla ve geri dönüş yöntemiyle anlatmaktadır.

Bu bölümde her iki öyküden seçilen ve içlerinde tümcecikler bulunan bileşik (compound), karmaşık (complex) ve bileşik karmaşık (compound complex) tümceler de, yazarların "kadın" konusuyla ilgili süreçlerin zaman içinde nasıl öncelik-sonralık ve neden-sonuç ilişkileri yansıttıkları gösterilmeye çalışılmıştır. Bu tür tümcelerin seçilmelerinin nedeni ise, bileşik ve karmaşık tümcelerin kendi içlerinde her biri birer süreç belirten eylem bulunduran tümceciklere sahip olmalarıdır.

1- Maddeye yönelik hareket süreçleri
A. Harekete yönelik maddi süreçler
(a) Amaca yönelik ve hareket bildiren maddi süreçleri içeren tümceler:
Örnek 1: "Duvara asılı fotoğraf üzerine kurduğum öykünün sonuna yaklaşıyorum." (Karabulut, 1990:29)
Örnek 2: "Beyaz gelinliği ile ayakta duruyor. Sağ eliyle yanındaki yabancı adamın sol elini tutmuş. Öteki kolunu bir şeylere, birilerine tutunmak ister gibi gerilere uzatmış." (Karabulut, 1990:24)
Örnek 3: "... Ev iyice ısınsın ki "üşütüyorsun çocukları" diyemesinler." (Aral, 1986:34)
(b) Koşulları değiştiren hareket süreçleri içeren tümceler:
Örnek 4: "Reha öyle istiyor: bakımlı. Nişanlılık günlerimizde oje sürmemi, makyaj yapmamı istemişti." (Karabulut, 1990:23)
Örnek 5: "Reha çalışmama izin vermiyor, diyor Meltem. Annemler de çalışmamı istemedi." (Karabulut, 1990:26)
Örnek 6:"Tüm merdivenleri çabucak, basamakları ikişer atlayarak çıkarım ama bu eve böyle çıkmaya alıştırıldım." (Aral, 1986:33)
B. Olayları yansıtan maddi süreçleri içeren tümceler:
Örnek 7: "Kayınvalidemin çocuk isteyen bakışlarını taşıdım gözlerimde aylarca" (Karabulut, 1990:26)
Örnek 8: "Reha ağabey. Bir türlü Reha demeye alışamadığım adam. Kocam yani" (Karabulut, 1990:26)
Örnek 9:"Kocam en çok 'yavaş' sözcüğünü kullandı birlikte yaşadığımız sürece." (Aral, 1986:34)

2- Katılımcılarla ilgili zihinsel süreçler
A. Katılımcıların iç dünyalarını yansıtan zihinsel süreçler
(a) Algılama süreçlerini içeren tümceler
Örnek 10: "Gazetelerde, dergilerde okuyacağımız türden, Meltemin ölüm duyurusu diye bir başlık düşüyorum notlarıma." (Karabulut, 1990:29)
Örnek 11:"Sonra tığla örülmüş orlon yastıkları da vardır koltuklarında. Ben sevmem. O sevmeli. Orlon örgü yastıkları seven bir kadın kocasını ve çocuklarını mutsuz edemez." (Aral, 1986:37)
(b) Tepkisel süreçleri içeren tümceler
Örnek 12: "Ölüm onun hayır diyen bakışlarla yabancı adana elini uzatışı. Ölüm onun üniversite yıllarından kalan eski bir yanlışı." (Karabulut, 1990:29)
Örnek 13:"... Yavaş konuş, bağırma öyle. Radyoyu bu kadar açma be yavaş. Gülüşüme, sevincime, mutluluğuma, coşkuma, kaygıma, sevgime 'yavaş' dedi." (Aral, 1986:34)
(c) Bilişsel süreçleri içeren tümceler
Örnek 14: "Şimdi Meltem'i acısı sürüp giden eski zaman dilimleriyle düşünüyorum." (Karabulut, 1990:25)
Örnek 15: "... Görebiliyorum. Bir de duvardaki Meltem'i; her bakışımda farklı anlamlar yüklediğim eski dostun fotoğrafını." (Karabulut, 1990:26)
Örnek 16:"'Söyle bakalım yine ne kurdun der. Ama sıcacık, sevecenlik dolu. Adam beğenecek misin düşüncemi bakalım?' diye sorar. " (Aral, 1986:37)
B. Katılımcıların dış dünya ile ilgili ilişkilerini yansıtan süreçleri içeren tümceler:
Örnek 17: "... Kolay mı Çağdaş Sahnedeki Cumartesi alkışları, ses çıkarmadan çocuk isteyen bakışları üzerinde taşımak, kolay mı tutkucu bir kocadan gizli sosyal demokrat bir partiye oy vermek?" (Karabulut, 1990:25)
Örnek 18: "... Yasaklar, baskılar yalnız senin demokratlardan değil, senden, bir zamanlar yapmak isteyip de yapamadıklarımızla bizden geliyor. Sevgili Meltem, yeryüzünü değiştiremedik ama biz değiştik." (Karabulut, 1990:28)
Örnek 19:"Dayanıyordum, ya da bana öyle geliyordu ama bir de baktım yavaş yavaş ölmüşüm." (Aral, 1986:34)
4. Katılımcılararası ya da katılımcılarla olgular arasındaki ilişkileri yansıtan süreçleri içeren tümceler:
Örnek 20: "Akrabalarla, ev işleriyle geçen korkunç günlere katlanmak kolay mı? Kolay mı ses çıkarmadan bu ölülerle yaşamak?" (Karabulut, 1990:26)
Örnek 21: "... 'Boğuyorsun, yavaşça yudum yudum sev'...Yatakta bile 'yavaş annem duyacak diye çıkıştı" (Aral, 1986:34)
Örnek 22:"...Gerçi biz kocamla bu tür şeyler konuşmadık sayılır, çünkü her şeyin en iyisini, en güzelini, kusursuzunu O bilirdi." (Aral, 1986:37)

II-Toplumda "Kadın" Konusuna Değinen Öyküler

Bu bölümde İnci Aral'ın (1986) Ağda Zamanı ve Ömer Faruk Toprak'ın (1975) Açlık adlı öykülerinde toplumda "kadın" konusunun işleniş biçimlerine değinilecektir.

Aral'ın öyküsünün başkişisi Leman öykü boyunca, aynı yıl içinde Mart başı ile mayıs ortası arasındaki zaman diliminde kendisi, annesi, iş arkadaşları, komşuları, evlenmeyi düşlediği sevgilisi Murat'la ilgili görüşlerini, duygularını ve eleştirilerini dile getirmektedir. Ortaokul mezunu olan Leman kendini iyi yetiştirdiğine, eksikliklerinin giderdiğine ve "diplomalı boş kafalı bebekler" den çok farklı olduğuna inanmaktadır. Ev kadını olan annesini hiç beğenmeyen Leman, Murat'ın hareketli annesine hayranlık duymaktadır. Ancak Murat'ın bir avukat kızla nişanlandığını ve kendisi ile alay ettiğini öğrenen Leman öykünün sonunda erkeklerin kendisi gibi kadınlara katlanamadıkları sonucuna varır. Toprak'ın öyküsünün başkişisi ise, kendini "İkinci Dünya Savaş'ının ortasında sonuna kadar bir doğu ilinde görev yapmış, orada ömür eskitmişim. Bu yaz giderim derken üç yıl yedi ay geçmişti. İstanbul'u iyice unutmuşum" (1975:29) tümceleriyle tanıtan, otuz yaşında, kendini yorgun ve zamanından önce yaşlanmış gibi hisseden yalnız bir erkektir. Çok özlediği İstanbul'a kesin dönüş yapmış ve bir otele yerleşmiştir. Onu içinde bulunduğu ruh halinden kurtarmak isteyen eski bir arkadaşı, ona, garsoniyer olarak kiraladığı bir apartman dairesinin anahtarını, "Doğudan yeni döndün, halden anlarım ben" (1975:37) diyerek verir. Öykünün başkişisi bir gün sinemaya gider ve tenha salonda yanında oturmakta olan bir kadına dışarı çıkmayı teklif eder. Garsoniyere giderken kadının aç olduğunu fark eden adam iki poğaça alır, "Sevgi bekleyen karanlık bir yüz" olarak tanımladığı kadının birliktelikten sonra poğaçaları yemesi adamda acıma hissi uyandırmıştır. Ertesi gün kadınla bir durakta buluşmak üzere sözleşen adam aslında kadının yüzünü tam olarak görmemiş olduğunu fark eder ve buluşmadan önce kendini gizleyerek onu görmek ister. Ancak kadının zayıflığı, çirkinliği, fakirliği ve ümitsizliği adamı tiksindirir, ona görünmeden kaçar.

Yine bu bölümde öykülerden seçilen bileşik ve karmaşık tümceler aracılığıyla toplumda "kadın" konusu ile ilgili süreçler sınıflandırılmaktadır.

1. Maddeye yönelik hareket süreçleri
A. Harekete yönelik maddi süreçler
(a) Amaca yönelik ve hareket bildiren maddi süreçleri içeren tümceler:
Örnek 23: "Duygularımızın bizi hangi sonuca götüreceğini bilmezmişiz." (Aral, 1986:29)
Örnek 24: "Bir deri bir kemik ama ateşli öpüşlerle beni öteye çağırıyor." (Toprak, 1975:42)
(b) Koşulları değiştiren hareket süreçlerini içeren tümceler:
Örnek 25: "O adamda o cadaloz ana varken seni almaz kızım, boş yere umutlanma." (Aral, 1986:29)
Örnek 26: "Durakta saklanıyorum... Böyle bir kadınla yürümek istemem. Etraftan bakarlar birbirlerine gösterir herkes...kaçmalıyım...ondan kaçıyorum." (Toprak, 1975:44)
B. Olayları yansıtan maddi süreçleri içeren tümceler:
Örnek 27: "Avukat Recep Turnalı'nın karısı bir şoförle basılmış. Dernekde duydum dün...Alırlar böyle kişiliksiz kadınları başları yanar. " (Aral, 1986:29)
Örnek 28: "Otelin karşısındaki fırının önünde duraklıyor, kaçamak bir bakışla simitlere bakıyor..." (Toprak, 1975:42)

2. Katılımcılarla ilgili zihinsel süreçler
A. Katılımcıların iç dünyalarını yansıtan zihinsel süreçler
(a) Algılama süreçlerini içeren tümceler
Örnek 29: "Özümde yaradılışdan gelme bir soyluluk taşıdığımın farkındayım." (Aral, 1986:22)
Örnek 30:"Tümünün uydurulmuş avuntular olduklarını gece olup da kendimi evde buluverince anlıyorum ." (Aral, 1986:24)
Örnek 31: "Kağıt hışırtısından anlıyorum ki, poğaçaları yemeye başlamış." (Toprak, 1975:42)
(b) Tepkisel süreçleri içeren tümceler
Örnek 32: "... Kızım kendi havasında. Oraya buraya gider, en yüksek tabakadan insanlarla konuşur, beni götürmez. Utanıyorsun benden biliyorum..." (Aral, 1986:23)
Örnek 33:" Böyle bir kadınla yürümek istemem." (Toprak, 1975:44)
(c) Bilişsel süreçleri içeren tümceler
Örnek 34: "Şunu da anladım, erkekler kişilikli kadınlara dayanamıyorlar." (Aral, 1986:31)
Örnek 35:" 'Peki' der gibi yüzünü yere eğiyor." (Toprak, 1975:43)
B. Katılımcıların dış dünya ile ilgili ilişkilerini yansıtan süreçleri içeren tümceler:
Örnek 36: "'Bir kez gör, gez' diyor. Tamam. Bunu yapmaya kalkıştın mı açarlar ağızlarını...Toplumun çürük, anlamsız yargılarına karşı koyabilecek düşünce yapısındayım elbet...Ama toplumu da yadsıyamam." (Aral, 1986:27)
Örnek 37: "Etraftan bakarlar, birbirlerine gösterir herkes." (Toprak, 1975:44)

3. Katılımcılararası ya da katılımcılarla olgular arasındaki ilişkileri yansıtan süreçleri içeren tümceler:
Örnek 38: "Kendine benzer komşularıyla bile anlaşamıyor." (Aral, 1986:24)
Örnek 39: "Anadolu'da bir hastanede çalışıyordum, çok az para veriyorlardı ayrılmak zorunda kaldım." (Toprak, 1975:40)

Bu şekilde sınıflanan örneklerin aşağıda ana çizgileri verilen yönteme göre yeniden değerlendirilmesi olasıdır. (Burton, 1982: 202)

1. Süreçlerin saptanması ve katılımcıların (etkileyen-etkilenen) her süreçte hangi hareketi gerçekleştirdiklerinin belirlenmesi
2. Süreçlerin türlerinin saptanması ve hangi katılımcının hangi tür süreçle ilgili olduğunun belirlenmesi
3. Bu süreçlerden kimin/neyin etkilendiğinin saptanması

Bu yöntem evlilikte "kadın" konusuna değinen Karabulut ve Aral'ın öykülerinden alınan örneklerdeki altı çizilen tümcelere şu şekilde uygulanabilir:

Öykünün adı: MELTEM'İN ÖLÜM DUYURUSU

ÖRNEK
ETKİLEYEN ETKİLENEN SÜREÇ
(1)
a. Anlatan kişi Öykü Kurduğum
b. Anlatan kişi Öykünün sonu Yaklaşıyorum
(2)
a. Meltem Birilerine Tutunmak
b. Meltem Kolu Gerilere uzatmış
(4)
a. Meltem Makyaj Yapmamı
b. Reha Meltem İstedi
(5)
a. Meltem Çalışma İstedi
b. Meltem'in ailesi Çalışmamı İstedi
(7)
a. Kayınvalide Meltem Çocuk istedi
b. Meltem Kayınvalidenin bakışları Taşıdım
(8)
a. Meltem Reha Dernek
b. Meltem Reha Alışamadığım
(10)
a. Biz Ölüm duyurusu türü Okuyamayacağımız
b. Anlatan kişi Başlık Düşüyorum notlarıma
(12)
a. Ölüm Meltem Elini uzatış
b. Meltem Hayır Diyen
(14)
a. Anlatan kişi Meltem Düşünüyorum
b. Acı Meltem Sürüp giden
(15)
a. Anlatan kişi Farklı anlamlar Yüklüyorum
b. Anlatan kişi Duvardaki Meltem Görebiliyorum
(17)
a. Meltem Oy Vermek
b. Vermek Meltem Kolay mı ?
(18)
a. Meltem'in ailesi Yasaklar Geliyor
b. Meltem + Anlatan kişi Yasaklar Gelmiyor
(20)
a. Korkunç günler Meltem Katlanmak
b. Ölüler Meltem Yaşamak

Öykünün adı: KAPI

ÖRNEK
ETKİLEYEN ETKİLENEN SÜREÇ
(3)
a. Kadın Çocuklar Üşümesinler
b. Aile Kadın Diyemesinler
(6)
a. Kadın Basamaklar İkişer atlayarak çıkardım
b. Aile + Koca Kadın Böyle alıştırıldım
(9)
a. Koca 'Yavaş' Kullanırdı
b. Koca + Kadın Biz Yaşadık
(11)
a. Yeni eş Koca Seven kadın
b. Yeni eş Koca Mutsuz etmez
(13)
a. Kadın Kadın Yavaş konuş(acaksın)
b. Kadın Kadın Radyoyu açma(yacaksın)
(16)
a. Koca Yeni eş Beğenecek misin?
b. Koca Yeni eş Sorar
(19)
a. Kadın Kadın Dayanamıyorum
b. Kadın Kadın Öyle geliyordu
(21)
a. Kayınvalide Kadın Duyacak
b. Koca Kadın Diye çıkıştı
(22)
a. Koca + Kadın Kadın Konuşmadık
b. Koca Kadın Kusursuzunu o bilirdi

Öykünün adı: AĞDA ZAMANI

ÖRNEK
ETKİLEYEN ETKİLENEN SÜREÇ
(23)
a. Duygular Murat + Leman Götüreceği (bizi)
b. Duygular murat + Leman Bilmezmişiz (biz)
(25)
a. Cadaloz ana Murat Varken .. olmaz
b. Murat Leman Seni almaz (evlenmez)
c. Ana + Murat Leman Boş yere umutlanma(yacaksın)
(27)
a. Erkekler Kişiliksiz kadın Alırlar
b. Evlilik Erkekler Başları yanar
(29)
a. Soyluluk Leman Taşıdığımın
b. Leman Taşıma (olgusu) Farkındayım
(30)
a. Çevre Avuntular Uydurulmuş
b. Çevre Avuntular Oldukları
c. Gece Gece Olup
d. Leman Leman Evde buluverince
e. Leman Leman Anlıyor
(32)
a. Leman Leman Gider .. konuşur
b. Leman Leman'ın annesi Götürmez
(34)
a. Leman Leman Anladım
b. Kişilikli kadınlar Erkekler Dayanamıyorlar
(36)
a. Leman Çürük yargılar Karşı koyabilecek
b. Leman Leman Düşünce yapısındayım
c. Toplum Leman Uzak kalmalı
d. Toplum Leman yıkar beni
(38)
a. Komşular Leman'ın annesi Benzer
b. Leman'ın annesi Komşular Anlaşamıyor

Öykünün adı: AÇLIK

ÖRNEK
ETKİLEYEN ETKİLENEN SÜREÇ
(24)
a. Kadın Başkişi Çağırıyor
b. Kadın Kadın Bir deri bir kemiktir
(26)
a. Başkişi Kadın Yürümek
b. Başkişi Kadın İstemem
c. Çevre Başkişi + Kadın Bakarlar
d. Çevre Başkişi + Kadın Birbirlerine gösterirler
(28)
a. Kadın Kadın Duraklıyor
b. Kadın Simitler Bakıyor
(31)
a. Kağıt Kağıt Hışırdıyor
b. Başkişi Başkişi Anlıyor
c. Kadın Poğaça Yemeye başlamış
(33)
a. Başkişi Başkişi Yürümek
b. Kadın Kadın İstemem
(35)
a. Kadın Kadın Peki der
b. Kadın Yüz Yere eğiyor
(39)
a. Kadın Kadın Çalışıyordu
b. İşveren Az para Veriyorlardı
c. Kadın Kadın Ayrılmak
d. Kadın kadın Zorunda kaldım

Sonuç

Kadın yazarları öyküde "kadın" konusundaki dil kullanımlarının erkek yazarlarınkinden farkını bulmak için Mills'in Feminist Stylistics (Feminist Biçembilim) adlı yapıtında, metinlerin içinde var olduklarını belirttiği kimi özelliklerin saptanmaları ve incelenmeleri gerektiğini belirtmektedir. (Mills, 1995: 1-5). Örneklerle aşağıda özetlenen bu özellikler aslında bu çalışmada ulaşılan sonuçları yansıtmaktadır.

1. Öykülerde cinselliğin hangi dil kullanımlarıyla belirtildiğinin incelenmesi: Cinsiyet ayrımı, çoğunlukla yazarın özellikle seçtiği sözcüklerde, sözcük öbeklerinde ve imgelerde saklıdır. Örneğin, Aral'ın öyküsüne verdiği ad Ağda Zamanı tümüyle bir kadının kendisine göstermesi gerektiği özeni yansıtmaktadır. Ayrıca yine aynı öyküden alınan aşağıdaki tümce öyküsünü birinci tekil şahıs anlatımıyla aktaran hiçbir erkek yazarın kullanmayacağı bir dil seçimidir. Doğrudan "kadın" konusuna değinen bir imgeyi içermektedir ve kadın yazar gözüyle kadının davranış biçimini ve altında yatan duyguları yansıtmaktadır:

"Bebek kartpostalları biriktiriyorum, her birine ayrı adlar veriyorum." (Aral, 1986:29)

2. Kadın yazar gözüyle kadın ve erkeğin davranış biçimleri, kadının erkekten beklentileri: Bu durum yine Aral'ın aynı öyküsünde şu örneklerle belirtilmektedir:

"Avukat Recep Tunalı'nın karısı bir şoförle basılmış. Dernekte duydum dün. O kadını hiç gözüm tutmuyordu, yanılmamışım. Kocası da pısırığın biri. Alırlar böyle kişiliksiz kadınları başları yanar." (Aral, 1986:29)

"Tutarım kendimi. Küçümsenecek bir kız olamam ben. Öyle aşık olmak falan gibi aptalca şeyler gelmedi başıma. Murat biliyor bunları. Anlıyor beni, değerlendiriyor. Bu tutucu çevrede onun az mı lafını ediyorlar. Çapkınmış, evlenmezmiş, yok evli kadınlarla bilmem ne..."Boya tüketicilerinin umutlarını kırıyorum da ondan" diyor, gülüyoruz." (Aral, 1986:28)

3. Erkek yazar gözüyle, erkeğin kadından beklentileri: Özellikle Toprak'ın öyküsünde erkeğin, kadının toplum tarafından beğenilmesini, şık ve bakımlı olmasını istediği vurgulanmaktadır. Aksi taktirde erkek ondan utanacak ve uzaklaşacaktır.

4. Kadın ve erkek yazarların "kadın" konusuna benzer yaklaşımları: Aral'ın Kapı ve Karabulut'un
Meltem'in Ölüm Duyurusu adlı öykülerinde her iki yazar da aktif, yaratıcı, coşkulu kadının evlilikte kocası ve kocasının ailesi nedeniyle nasıl edilgin hale getirildikleri ele alınmaktadır. Bu durum aşağıdaki örneklerde birbirlerine koşut olarak ortaya çıkmaktadır:

"Yavaşca çıkıyorum. Tüm merdivenleri çabucak, basamakları ikişer atlayarak ama bu eve böyle çıkmaya alıştırıldım. Yedi yıl " Yavaş... Yavaş..." diye seslendi kocam ardımca. Kocam en çok 'yavaş' sözcüğünü kullandı birlikte yaşadığımız sürece... Gülüşüme, sevincime, mutluluğuma, coşkuma, kaygıma, sevgime 'yavaş' dedi. 'Boğuyorsun, yavaşça yudum yudum sev...' Yatakta bile 'yavaş annem duyacak' diye çıkıştı...bir de baktım yavaş yavaş ölmüşüm." (Aral, 1986:33-34)

"Seni üzerinde bir kot pantolon bir de gömlekle düşünürdük. Hep bir şeylere hazır. Ele avuca sığmaz, atak. Hep dostluklara aç... Meltem denince, ilk bunları anımsardık." (Karabulut, 1990:23)

Günlerin getireceği umutlu bir şey yoktu. Direnemedim... Bilmediğim bir yolda tek başıma yürüyor gibiyim. Sabahla başlayan ev işleri. Ne yeni dostluklar, ne de keşfedilecek yeni bir şey. Reha''la hayatımız üç beş sözcük arasında geçiyor." (Karabulut, 1990:27)

5. Kadın ve erkek yazarların "toplum" konusuna benzer yaklaşımları: Aral'ın Ağda Zamanı ve Toprak'ın Açlık öyküsünde, toplumun kadını ve erkeği kendilerine eş seçerken nasıl etkilediğine birbirlerine koşut olarak şöyle değinmektedirler:

"Murat'tan başka kim var burada? Rukiye Abla bir öğretmenden söz etti geçende, tersledim. Bunlar beni ne sanıyor? Kala kala bir ilkokul öğretmenine mi kaldım?" (Aral, 1986: 27)

"Böyle bir kadınla yanyana yürümek istemem. Etrafdan bakarlar, birbirlerine gösterir herkes. Kaçmalıyım ama nasıl?" (Toprak, 1975: 44)

6. Öyküde anlatım: Dört öyküde de olaylar birinci tekil kişi anlatımıyla aktarılmaktadır. Aral'ın öykülerinde katılımcılarla ilgili zihinsel süreçler öncelenirken (foregrounding), Karabulut ve Toprak'ın öykülerinde maddeye yönelik süreçler ön plana çıkmaktadır. Aral'ın öykülerinden seçilen tümcelerde etkilenenlerin hemen hemen hepsi öykülerin kadın olan başkişileridir.

7. Tümce türleri: Genellikle zaman içinde öncelik ve neden-sonuç ilişkilerini yansıtan tümcelerin
türleri ve yapıları aşağıdaki şekilde gösterilebilir:

A. Bileşik tümceler
[Tümce 1 [tümce 2] íya da, ama, diye ı[tümce 3] ]
ya da, veya, çünkü, ama, hem...hem, ve, de, diye, ki gibi sıralayıcılarla birleştirilen basit cümlelerden oluşan bileşik tümcelere örnek olarak (6), (9), (13), (18), (19), (21), (24), (25), (27), (28), (30), (31), (32), (34), (35), (37), (39) no'lu tümceler verilebilir.

B. Karmaşık tümceler
[Tümce 1 [Tümce 2]]
í-mEı, í-mEkı, í-Işı, í-EcEkı, í-DIkı ekleriyle bir tümcenin öbür tümcenin içinde ad olarak görev yaptığı karmaşık tümcelere örnek olarak (1), (2), (4), (5), (7), (8), (15), (16), (17), (23), (26), (29), (33), (36) no'lu tümceler verilebilir. (11), (12), (14), (20), (38) no'lu tümceler ise í-Enı ve í-Erı ekleriyle birbirlerine bağlanmış karmaşık tümcelere örnek olarak verilebilir.

C. Karmaşık-bileşik tümceler
[Tümce 1 [Tümce 2 [Tümce 3] ] íya da, ama, diye ı[Tümce 4] ]
Karmaşık ve basit cümlelerin sıralı tümceler halinde birlikte kullanıldıkları bu tür tümcelere örnek olarak (10), (22) no'lu tümceler verilebilir.

8. Örneklerde altı çizilen tümceler en az iki ya da daha fazla tümcecikten oluşmaktadır. Her birinin
içinde, eşzamanlılık, öncelik-sonralık ve neden-sonuç ilişkileri, yansıtan dilbilgisi kuralları sayesinde birbirleriyle kaynaşmış tümcecikler bulunmaktadır. Yukarıda her öykü için verilen etkileyen-etkilenen-süreç listelerinde (a), (b), (c), (d) maddeleri, verilen örnekteki tümceciklere ve her birinin içinde bulunan özneye (etkileyen), nesneye (etkilenen) ve eyleme (süreç) işaret etmektedir. Bu araştırmada: (3, (4), (5), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13), (16), (17), (21), (24), (26), (28), (32), (35), (36) sayılı örnekler eşzamanlı; (1), (2), (6), (14), (15), (19), (20), (23), (29), (30), (33), (34), (37), (38), (39) sayılı örnekler öncelik-sonralık; (18), (22), (25), (27), (31), (39) sayılı örnekler ise neden-sonuç ilişkileri sergilemektedir. Ancak 39. örnek içinde hem öncelik-sonralık hem de neden-sonuç ilişkilerini bulundurmaktadır.

Kaynakça

Aral, İnci. (1986). "Ağda Zamanı", Ağda Zamanı, İstanbul: Kaynak yayınları, ss. 21-32.
Aral, İnci. (1986). "Kapı", Ağda Zamanı, İstanbul: Kaynak yayınları, ss. 33-40.
Berry, M. (1975). Introduction to Systemic Linguistics, London: Batsford, vol. 1.
Burton, Deidre. (1982). "Through Glass Darkly: Through Dark Glasses", Language and Literature (An Introductory Reader in Stylistics) , Ed. Ronald Carter, London: George Allen and Unwin, pp. 195-214.
Halliday, M.A.K. (1970). "Language Structure and Language Function", New Horizons in Linguistics, Ed. John Lyons, Hermondsworth: Penguin, pp. 140-165.
Halliday, M.A.K. (1973). Explorations in the Functions of Language, London: Edward Arnold.
Halliday, M.A.K. (1978). Language as Social Semiotic, London: Edward Arnold.
Karabulut, Özcan. (1990). "Meltem'in Ölüm Duyurusu", Hüzünle Bazı Günler, Ankara: Yazıt Yayınları, ss. 23-29.
Mills, Sarah. (1995). Feminist Stylistics, London: Routledge.
Moran, Berna. (1994). Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, İstanbul
Toprak, Ömer Faruk. (1975). "Açlık", Karşı Pencere, İstanbul: Cem Yayınevi, ss. 29-44.

ERDEN, Aysu (1998) "Öyküde Kadın ve Erkek Yazarların Kadına Bakışı ve Biçemlerine Dilbilimsel Yaklaşım", Düşler ve Öyküler, İstanbul: Umut Matbaası, ss: 39-57