GİRİŞ
Vüs'at O.Bener Türk yazınında yaratıcı,
sıradışı, kendine özgü ve atak dil kullanımıyla dikkati çeken çok
yönlü bir yazardır. Yazarın sadece dil kullanımı değil, öykü ve romanlarının
içerikleri de aynı ölçüde çarpıcı ve sıradışıdır. Bu konuda S.Gümüş
şunları söylemektedir:
"...kurmaca yapılarının doygunluk
noktalarını oluşturan yapı taşları da şöyle sıralanabilir: İntihar
ve ölüm düşüncesi, korku ve kaygılar, sevgisizlik, yabancılaşma, zamana
yenik düşme, toplumsal ve politik gerçeklikle çatışma." (Gümüş,
2000: 31) Gerçekten de Bener'in öykü kişileri kullandıkları birinci
kişi tekil anlatımla yansıttıkları iç dünyaları ve yaşantıları aracılığıyla
okuyucuya kendileri ve toplumdaki kendi gibi olanlar hakkında kimi
bilgiler aktarmaktadırlar. Bu bilgileri S.Gümüş söyle sıralamaktadır:
"...Bir zamanlar iyi kavranmamış, ama gene de onur veren bir
kavgaya atılmanın sonuçsuzluğu; olmak değil, olamamak biçiminde anlatılabilecek
olan kişilik yetersizliği; kendi kendini bulunduğu kimliğe uydurmağa
çalışma; olumsuz dış etkenlerin karşı konulmazlığına kendini inandırma;
kendini kandırma....Bunlar, Vüs'at O. Bener'in, epeyce okuma dikkati
gerektiren, gizil anlamlarından birey felsefesi bağlamında değerlendirilebilecek
düşüncelerin sadece başlıkları..."(Gümüş, 2000:57-58)
VÜS'AT O. BENER'İN YAŞAMI VE SANATI
ÜZERİNE
1922 yılında Samsun'da doğan Vüs'at
O.Bener Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Ticaret
Bakanlığı'nda raportör, Karayolları Müdürlğü'nde ise Hukuk Müşaviri
olarak görev yaptı. Şu anda emekli olan Bener 1941-1978 döneminde
kamu kesiminde çalıştı 1978-1992 döneminde ise bir sendikanın danışmanlığını
yürüttü. Bener öykülerinde "günlük yaşamın ayrıntılarına dikkatli
bir gözlemcilikle eğildi; ruh çözümlemelerine geniş yer verdi."
(Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 1986:1509) 1950 den
beri yazan Bener'in eserlerinin sayısının az olmasının nedeni daha
ziyade onun "yoğun ve iktisatlı yazışından" kaynaklanmaktadır.
Eserlerinde bu ülke insanlarına zengin bir çeşitlilik ve derinlikte
yer verdi. 1950 yılında New York Herald Tribune ve Yeni
İstanbul gazetelerinin ortak olarak düzenledikleri bir öykü yarışması
sonucunda Dost adlı öyküsü dikkate değer bulundu. 1950-1957
yılları arasınada yazdığı öyküler, Varlık, Yeditepe ve Seçilmiş
Hikayeler adlı dergilerde yayınlandı. Bu öykülerden bir bölümü
Yaşamasız (1957), diğer bir bölümü ise Dost (1952) adları
altında kitaplaştırıldı. Ihlamur Ağacı onun ilk tiyatro oyunuydu
ve 1963 yılında Türk Dil Kurumu'nun tiyatro armağanını kazandı. E
Dergisinin Ocak 2001 sayısında Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Cengiz
Korucu ile gerçekleştirdiği söyleşisinde bu yıl sahnelenen söz konusu
oyunu için "yaklaşık 40 yıl önce yazdığım oyunumun ilk kez sahnelenmesi
benim için sevindirici bir olay " (37) diyerek duygularını dile
getiren Bener'in ikinci oyunu olan İpin Ucu 1980 Abdi İpekçi
Armağanı'nı bir başka yazarın yapıtıyla paylaştı. Daha çok öykücü
ve romancı kimlikleriyle tanınan Bener'in Dost adlı öyküsü
Fransızca'ya, İlki adlı öyküsü ise İngilizce'ye çevrildi. Öyküleri
yabancı ve Türk antolojilerinde yer aldı. Bener'in ilk Romanı Buzul
Çağının Virüsü 1984 te, ikinci romanı Bay Muannit Sahtegi'nin
Notları ise 1991 de basıldı. Yazarın diğer eserlerini şöyle sıralamak
olasıdır: Siyah Beyaz (1993), Manzumeler (1994, Mızıkalı
Yürüyüş (1997), Kara Tren (1998).
VÜS'AT BENER'DEN İNTİHAR - ÖLÜM -ÇILGINLIK
TEMALARINI İÇEREN BİR ÖYKÜ KİTABI
Birinci kişi tekil anlatımla olayları
aktaran sorunlu başkişilerin kendi kendileriyle ve toplumla nasıl
bir çatışma halinde bulunduklarını ve kendi kendilerini nasıl acımasızca
eleştirdiklerini sanatsal bir dille okuyucusuna ustalıkla aktaran
Vüs'at O. Bener'in bu kitaptaki öykülerini, yazarın iki romanı ve
öykülerini kara anlatı örneği olarak niteleyen Semih Gümüş'ün
Bener'in iki romanı ve öykülerini inceleme yönteminden yararlanarak
söz konusu öyküler için iki bakış açısı geliştirmek yerinde olacaktır.
Bu bakış açılarını şöyle özetlemek olasıdır:
1- Öykülerde Ölüm-İntihar-Çılgınlık
Temalarını Oluşturan Olguların Saptanarak Betimlenmesi (Öykülerin
derin yapılarının incelenmesi)
a. Başkişinin korkuları, kaygıları
ve topluma ve kendisine çok boyutlu yabancılaşması
b. Başkişinin sevgisiz bir yaşam sürdürmesi
c. Başkişinin zamana yenik düşmesi
d. Başkişi için gerçekliğin kurmacaya
dönüşmesi
e. Başkişinin anlatıcı kimliği
f. Başkişinin baskı altına alınan
yaşantısı
g. Başkişinin aykırı bilinci
2- Anlatım Biçiminin (Dil ve Biçem)
Saptanarak Betimlenmesi (Öykü metinlerinin yüzeysel yapılarının incelenmesi)
a. Yoğun betimleme
b. Bilinç akışına koşut anlatım tarzı
c. Sözcüklerin dış biçimlerinin bozulması
d. Sıra dışı sözcük birliktelikleri
e. Devrik tümceleri sıklıkla kullanılması
ÖLÜM TEMASI
ÖRNEK: .....Doğrulttum yatağında. Fısıltıyla: "Geçti candan Galip
Dede Yahu," dedi. Bu sözleri yinelerdi sık sık. Ölümü çağırıyor...Bu
ara kolundaki serum şişesi yere düştü.Patladı. Uğursuzluk belirtisi.
Sandelyenin arkasına dayadım başını, son soluğunu verdi hemen. Yüreği
fişi çekilen bir buzdolabının susması gibi sarsılarak durdu. Haykırarak
fırladım koridora, hastanenin başhekimi doktor koştu.Karnı inip kalkıyordu
hala babamın. Koluna bir iğne yaptı direnmem üzerine."O inip
kalkma karnındaki gaz birikiminden. Başınız sağ olsun. Yapılacak bir
şey yok.
Kaldırıp yatağına uzattım babamı. Getirilen tülbentle çenesini bağladım,
göz kapaklarını sıvazlayıp kapattım. (Bener, Ya Herru Ya Merru,
s:16)
ÖRNEK: .....Ölürse yıkılır güneş. (Bener,
Uyumak, s:26)
ÖRNEK: .....Yaşanmış yaşanmışlığıyla kalır. Ölü diriltilemez. (Bener,
Sayıklama, s:39)
ÖRNEK: Yaşamımın son basamaklarını çıkıyorum.
Huzur yok. Hani bir iki senecik kendimle barışık yaşayabilseydim.
Ne gezer.....
Ezan başladı.
Ruhun şad olsun Beethoven !
Darısı başıma. (Bener, Kulak, s:46)
ÖRNEK: Saat 16'ya çeyrek var. Açlık duymuyor
gibiyim.....Site Erkek Berberine yayan gidebildim. Adama benzedim
galiba. Durumum kısaca gülünç........ Eziliyorum, yönelttiği eleştiriler
karşısında. Görünüşüm aldatıcı. .....
Yine yatağa başvuracağım galiba. Oysa saç kesiminden sonra yıkanmam
gerek.
Ressam dostum da aradı. Katarakt ameliyatı geçirecekmiş. Kolaylığından
söz ettim. Açıklamalarımı sessizce dinledi. Ne ki ondan da hayır bekleyemem.
Geber bari, eşek oğlu eşek! (Bener, Yakınma, s: 47-48)
ÖRNEK: ....Secdeye kapanmış bulduk. Çevirdik
yüzüstü. Dişsiz ağzı açık, gözleri tavana dikilmiş."Ölmüş"
dedi, Dayıoğlu,"Kahyaya haber verelim, üç yıl önce de ölmüştü...
.....Annem sobaya odun atıyor."Ninem öldü,"dedim,"ama
o ikide bir ölürmüş, doğru mu?" "Aptal ! o büyük kadındı.Yıka
elini yüzünü. Kahvaltı hazır. Geç kalma okuluna." (Bener,
Nine, s:49-50)
ÖRNEK: Kaçınılmaz son nasıl olsa gelecek.
"Aldırma gönül aldırma." Kulakların çınlasın Vedat Günyol.
(Bener, Tiryaki, s: 52)
ÖRNEK: Çay sıcak, ağız yakan ! Hepsi bu. Bir bardak. Kimsesizler mezarlığına
gömdüm imgelerimi. İpileyen sarımsı ışık pırpırlandı, sönmek üzere,
sönünce kurtulacağım kendimden-acınası avuntu!-, ödeşeceğiz, kristal
yüreklerine sırt çevirdiklerimle. (Bener, Bir Bardak Sıcak Çay,
s:62)
ÖRNEK: ......Ama yaşanmadı mı? Yaşandığına
inanarak ölüm beklenebilir, dayanmanın sınırları zorlanabilir aldatıcılığı.
(Bener, Kapan, s:31)
İNTİHAR TEMASI
ÖRNEK: ......Lucretius: "Ölüm ben
varken yok. Ben yokken de onun var olması anlamsız demiş. Galiba.
Nasıl inanabilir bekleyebilirim. Hemen tüm yazarların ölüm beklentisine
bel bağladıkları gerçek. Virginia Woolf, Ernest Hemingway, daha niceleri
bittiyi algıladıklarında bu yolu seçtiler. Gerçekten yürekliydiler.
Bencileyin zayıf
korkak değil. (Bener,Dönüşsüzlüğe Övgü, s: 12)
ÖRNEK: ......kendi istencimizle yaşayamayacağımızı
ben de iyice biliyorum. Yaşam bir deha işi değil. Bir sürgün, köle
düzeni. Kurtuluşu ummak. Safdillik. İntihar seçimi bu yüzden gerekli.
Ne ki yürek isteyen bir eylem. Hep tasarladım salt. Kendiliğinden
oluşmasına bel bağlıyorum. (Bener, Dönüşsüzlüğe Övgü, s:11)
ÖRNEK: ....Ta gençliğimden beri boğazıma
geçen ilmik, sıkılmayan, bir türlü. Baldıran zehirini ya da haça gerilmeyi
beklemişler, bilerek. İnsanlığı doğruya yönlendirmek uğruna. (Bener,
Çıkmaz Sokaklarda, s:43)
ÖRNEK: ....Birkaç kez yazılan aklıbaşında
intihar mektupları. Dolusunu da nedensiz taşıdım tabancaların. İstencimle
durduramayacağım yüreğim kuşkusuz duracak kendiliğimden avuntusuna
sarılamıtorum, Anton Çehov'a inat. (Bener, Tabanca, s:60)
ÇILGINLIK TEMASI
ÖRNEK: Dönüş gününü anımsıyorum. Küçük bekar evime geldi. Daha kapıyı
açar açmaz boynuma atıldı, baygınlık geçiriyor. Sakinleşemiyor bir
türlü. Kolonyaya boğdum yüzünü, boynunu, bileklerini. Eksilmeyen atılışlarını
neredeyse boğuşarak önleyebiliyorum. Hırpalamak, dahası dövmek geliyor
içimden. Delice bağırıyorum, "Git başımdan kudurgan karı !"
.....Cinselliğinin çok güçlü olduğunu, bu yapısını karşılayacak güçten
yoksunluğumu ileri sürdüm. Bir an önce evlenmeliydi. İktidarsız mıydım
yoksa? Öyle denilebilirdi. Aklını başına toplasındı. (Bener, Kurtuluş,
ss:18-19)
ÖRNEK: Anlatmaya kalkışacaklarıma bir yığın kof ayrıntı karışacak.Susmalı
değil miyim? Ayrık otları boğacak tüm otları, börtü böceği, renkleri.
Susmalı değil miyim? Haykırmak, anlamsız böğürtüler de bir tür susmak
sayılsa bari. Ben bile bile giriyorum cehennemime. Bile bile kavruluyorum.
Hiçliği, hiçlik kavramını-sürdürüyorum inatla. Çirkinim, budalayım
tamam.Bana kurban adayı kör gözüyle bakın dilediğinizce, umurunuzdaysa.
Lütfediyorum yani....kehanetime sığınıyorum besbelli."Ben pis
akıllıyımdır," kurtardı mı? Kurtarabilseydi hiç değilse/mi? Batsaydık
birlikte. Ayrı ayrı düşüldü gayya kuyusuna diyemiyorum. Belli ki kurtuluş
türküsü yineleniyor ne yapsam. Akıl yerini beden aldı, beden bıraktı
savaşımı. Savaşım vardı! Beden üst geldi akla....... Yazık ki deliremeyeceğim.
(Bener, Kapan, ss:32-33)
ÖRNEK: ....Birtakım tansıklıklara inanma, safsatalara boyun eğme şizofrenisi
, büyük çoğunluğa yaşam olanağı sağlıyorsa, hiçbir öğreti başarı sağlayamaz.
Aklın çözemeyeceğini, akıl, çözümsüzlük çözümüyle devreden çıkarmayı
yeğler.
Ben deli miyim? Karar veremeyeceğim,
başkaları öyle bir kanıya varabilecek, ama o karara katılamayacağım......
.... Oysa, dilediğini yaptıran beyin, yaratılışım, iradenin ta kendisi.
Eğer iradesizlik olarak tanımlanan, kendini beyin buyruğundan kurtaramamaksa,
irade eşit iradesizliktir. Beni benden ayrı düşünmenin, sinir sistemini
altüst
etmenin sağaltımla ilgisi olmasa gerek.
Eğer beyin, buyruk verme sultasından cayarsa o zaman istenilen olur.
Yani bilinçsizlik oluşur, hayvan içgüdüsüne teslim olunur!
Ne diyorum ben? Ateist miyim? Anarşist mi? Nihilist mi? Kölesi olmayı
hiç istemediğim her türlü dayatmalara karşıyken nasıl oluyor da hep
olumsuzluk mutsuzluğunu duyuyorum içimde. Kime, neye göre delilik,
boşluk?
(Bener, Sayıklama, s: 39)
ÖRNEK: .....Akılcılığa sığınmış. Akıl, mantık! Neye yarayacak ya da
ne demekse. Çözüm bilgisi yeterli olmalı mı? Mantık.Boşluk......Doğru
olanın da bireysel mantıkla bulunabileceğini ileri sürmüşler. (Bener,
Çıkmaz Sokaklarda, s:43)
ÖRNEK: .....İnanma kapanına kıstırabilsem
bilincimi. Yaşarken tek sığınak mı bellek? Durmadan üst üste yığılınanlar
tükenmesi. Silinebilenler ne kadar azınlıkta. Eklenilebilenler ne
keder uydurma, gerçek dışı. Tümünün yok olduğunu algılayamamak korkusu
delirtebilir insanı. Robert Schumann bu yüzden mi yitirmek İstedi
aklını? (Bener, Kapan, s: 31)

KAYNAKÇA
Büyük Larousse Sözlük Ve Ansiklopedisi,
(1986) İstanbul: İnterpress Basın ve Yayıncılık, Cilt: 3, S: 1509
Gümüş, Semih (2000) Vüs'at O.Bener: Kara
Anlatı Yazarı (Eleştiri), İstanbul: Adam Yayın ları, (1.basım)
Korucu, cengiz (2001) 'Vüs'at Bener'le
Konuşma', E (Aylık Kültür Edebiyat Dergisi), Sayı: 22, ss: 37-41

ÖYKÜLER
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Dönüşsüzlüğe
Övgü', Kapan , İletişim Yayınları 688, Vüs'at O. Bener Dizisi 9, İstanbul:
İletişim Yayıncılık, ss:11-12
Bener. Vüs'at O. (2001) 'Ya Herru Ya
Merru', Kapan, İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul:
İletişim Yayıncılık, ss: 13-16
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Kurtuluş', Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 17-19
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Uyumak', Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul: iletişim
Yayıncılık, ss: 25-29
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Kapan', Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 31-33
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Sayıklama' Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 37-39
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Çıkmaz Sokaklarda'
, Kapan, İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul:
İletişim Yayıncılık, s: 43
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Kulak' , Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 45-46
Bener, Vus'at O. (2001) 'Yakınma', Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 47-48
Bener, Vus'at O. (2001) 'Nine', Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O. Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 49-50
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Tiryaki', Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 51-52
Bener, Vus'at O.(2001) 'Tabanca' Kapan,
İletişim Yayınları 688, Vüs'at O.Bener Dizisi 9, İstanbul: İletişim
Yayıncılık, ss: 59-60
Bener, Vüs'at O. (2001) 'Bir Bardak Sıcak
Çay', Kapan, İletişim Yayınları 688, Vüs'at O. Bener Dizisi 9, İstanbul:
İletişim Yayıncılık, ss: 61-62